MAKİNE OSB’YE 5 YILDA 6 MİLYAR $ YATIRIM

GEBZE – Geçen sene, firmaların kapısını çalmaya başladığı Makine OSB’ye (Organize Sanayi Bölgesi) 5 yıl içinde 6 milyar dolarlık yatırım yapılacak. Halen, 6 firmanın üretim yaptığı bölgeye, Borusan, Yücel Boru, Kroman, Güriş ve Enka da geldi. OSB’deki firmaların 2017 yılında 10 milyar dolarlık ciro elde etmesi ile 3 milyar dolarlık ihracat yapması tahmin ediliyor.

Makine OSB fikrinin 90’lı yıllarda Ankara’da makine imalatçılarıyla yaptıkları görüşmelerde ortaya çıktığını belirten Makine OSB Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Silahtaroğlu, projenin 15 yıllık bir geçmişi olduğunu söyledi.

Silahtaroğlu, Dilovası’nın tepesindeki 3.5 milyon metrekarelik net sanayi parseline sahip OSB’nin tam anlamıyla ihtisas OSB niteliğinde olduğunu vurguladı. OSB’de 300 dönümlük bir alanın kaldığını dile getiren Silahtaroğlu, bölgedeki alt yapı çalışmalarının tamamen bitirildiğini kaydetti.

Doluluk oranı yüzde 25 Silahtaroğlu, “Üretimi devam eden 6 firma ile yüzde 25 doluluk oranına ulaşıldı. 700 kişilik bir istihdam sağlanmış oldu. İnşaatı devam eden projelerde de 300 kadar işçi çalışıyor. Atakaş ve Üntel üretime başladı. Kroman, Yücel Boru, Borusan, Güriş ve Enka’da yatırım yapacak. Bu isimlerin bölgede yer alması tahsiste yüzde 90’a ulaşan bölgemize yoğun ilgi getirdi” şeklinde konuştu.

Makine OSB’nin en önemli farkının, ülkemizdeki ilk özel ihtisas OSB bölgesi projesi olması ve bugüne kadar devletten destek almadan bu noktalara gelmesi olduğunu ileri süren Silahtaroğlu en büyük amaçlarının, ülkeye dünya standartlarında bir OSB kazandırmak olduğunu söyledi.

Otoyol ile bağlantı sorunu var

Makine OSB’nin her şeyiyle özel ve farklı olduğunu vurgulayan Silahtaroğlu, “Vasıflı altyapısı, ortak tesisleri, teknoparkı, kalifiye eleman kaynakları ve diğer imkanları ile üyelerine artı değer katacak ve onlardan da yüksek katma değerli ürünler imal etmesini isteyecek.

Bölgenin en önemli sorununun otoyollar ile bağlantı yollarının olmaması olduğunu kaydeden Silahtaroğlu, bu sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğini vurgulayarak “Bölgede ihtiyacımız olan ve temininde güçlük çekilen teknik personelimizi kendimiz yetiştiriyoruz. Bu amaca yönelik olarak bölgede bulunan endüstri ve teknik meslek lisemiz 2010 – 2011 Eğitim ve Öğretim dönemine başladığı faaliyetine başarı ile devam ederken, geleceğin teknik kadrolarını da yetiştirebiliyor. Bölgede ticari alanlar ve enerji santralı gibi yerleri de sanayicimizin hizmetine sunacağız” şeklinde konuştu.

Makine OSB’nin en önemli hedefi ise dünyadaki benzerleri arasında üst sıralarda yer alan bir sanayi merkezi olmak” diye konuştu. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde bölgeye 6 milyar dolarlık yatırım yapılacağını kaydeden Silahtaroğlu, 2017’de bölgedeki firmaların 10 milyar dolar ciro elde etmesini 3 milyar dolar ihracat yapmasını tahmin ettiklerini sözlerine ekledi.

 

 

YENİ YIKIM ROBOTU

Ülkemizdeki yıkım işleri, bilhassa kentsel dönüşüm projesiyle hızlanmış, özellikle dar alanlarda ve bina içlerinde emniyetli, seri ve etkili çalışabilecek yıkım robotlarına duyulan ihtiyaç artmıştır. 18,6 kW elektrik motora sahip Avant’ın yeni yıkım robotu Avant 185, 79 cm genişliğiyle en dar kapılardan bile kolayca geçebilmektedir. Kendi etrafında 360º dönebilen yeni Avant 185 yıkım robotu, 5,5 mt’ye kadar uzayan teleskopik bomu ve uzaktan kumandasıyla yıkım işleri için sektörün beklediği en ideal çözümdür.

Avant 185, sürekli 360º dönüş kabiliyetiyle kullanıcı dostu bir yıkım robotudur. Paralel sürüş ve uzayan bom, operatörün kullanım rahatlığını arttırır. Buna ek olarak, taşınmasını kolaylaştırmak için üst kısmı kolayca çıkartılabilmekte ve yeniden takılabilmektedir.

2013 yılının Nisan ayında Finlandiya’da lansmanı yapılan Avant 185 Yıkım Robotu, Türkiye’de Rekarma Makine A.Ş. güvencesiyle ve cazip tanıtım fiyatlarıyla piyasaya sunulmaktadır.

Kullanım kolaylığı, uzaktan kumandası ve ameliyat hassasiyetinden tam gaz ayara kadar 5 hızlı hareket kabiliyeti her yere ve zamana uyumu kolaylaştıran özelliklerden bazılarıdır.

POLATLI ATIKSU ARITMA TESİSİ PROJESİ

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yürüttüğü, Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kapsamında Polatlı Atıksu Arıtma Tesisi projesi bugün ihaleye çıkacak.
Yaklaşık 24 milyon Euro’luk bir bütçeye sahip projenin ilk aşamasında, 84 kilometre uzunluğunda kanalizasyon şebekesi inşaatı gerçekleştirilecek. Tekliflerin sonrasında gerçekleşecek değerlendirme sürecinin tamamlanmasının ardından, yıl sonundan önce sözleşme imzalanması ve 2014 başında temel atılması hedefleniyor. Atıksu Arıtma Tesisi projesinin Polatlı’da 90 bin kişiye hizmet vermesi planlanıyor. Yüzde 85’i Avrupa Birliği hibesi olarak finanse edilecek projenin yüzde 6’sı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yine hibe olarak karşılanacak. Geriye kalan yüzde 9’luk kısım ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu olan İlbank A.Ş. tarafından nihai yararlanıcı kurum olan Polatlı Belediyesi’ne uzun vadeli kredi olarak sağlanabilecek.

ATIKLARDAN KAZANIM

Kentsel Dönüşüm’ün ekonomik değerinin 400 milyar dolar civarında olması bekleniyor. Bu da yeni iş alanlarının doğmasına fırsat yaratıyor. Kazınan asfalt, sökülen kaldırım taşları artık geri dönüşüm tesislerinde değerlendirilerek kullanıma sunuluyor. Bu durum, bitümde maliyeti yüzde 20-30 civarında düşürürken doğaya verdiği zarar sıfıra indiriyor. İcon firması da bu alandaki fırsatı değerlendirmeye karar verenlerden biri. İcon Geri Dönüşüm Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Alkış, şirketlerinin saatte 250- 300 tonluk atığı dönüştürdüğünü söyledi.

Geri dönüştürülen asfaltın yatırımcılar için ayrı bir avantajının da olduğunu söyleyen Alkış, “Asfalt yollarda dolgu malzemesi olarak kullanılan geri dönüşümlü asfaltlarda zaten bitüm var. Bu nedenle taşeron firmalar normalden daha az bitüm harcama avantajına sahip oluyor” diye konuştu.  Yollardan kazınan asfaltın ve kaldırımlardan sökülen taşların geri dönüşüm olmadığı zaman doğaya terk edildiğini ve asfaltın içindeki petrolün yer altı sularına bile zarar verdiğini söyleyen Alkış, “Biz hem bu asfaltları çevreye zarar vermekten kurtarıyoruz hem de Türkiye’nin en büyük gider kalemi olan petrol türevi bitümü geri kazanarak cari açığın artmasını engelliyoruz” dedi.

KAYNAK SEKTÖRÜ

Dünya kaynak sektörünün nabzı İstanbul’da atacak

Gedik Eğitim Vakfı (GEV) ve Türk Kaynak Teknolojisi Akademisi (TKTA) 11-17 Temmuz tarihleri arasında tüm dünyadan kaynak konusunun uzman isimlerini İstanbul’da bir araya getirecek. Uluslar arası Kaynak Enstitüsü’nün (IIW) iki yıl önce Türkiye’den sorumlu üyesi seçilen GEV, bu yıl 63.IIW Genel Kurul ve Uluslararası Konferansı’na Swissotel’de ev sahipliği yapacak.

Konferansa davetli konuşmacılar arasında BOTAŞ, BP, Rolls Royce, JFE Steel, ENI, Europipe gibi firmalardan profesyoneller ve dünyanın önde gelen üniversitelerinden akademisyenler ve uzmanlar da bulunuyor.

Etkinliğin ana sponsorları arasında ise Gedik Kaynak A.Ş., Japon Kaynak Makinesi ve Robotu şirketi OTC ve Avusturya’lı kaynak şirketi Fronius’un yanı sıra Alman Kaynak Cemiyeti iştiraklerinden GSI-SLV Türkiye yer alıyor.

Etkinlik kapsamında 54 ülkeden 800’e yakın uzman bir hafta boyunca kaynak biliminin ve teknolojisinin tüm yönleriyle ele alınacağı toplantılar düzenleyecek. 15-16 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek Uluslararası Konferans’ ta yapı, enerji ve ulaşım sistemlerinde kullanılan kaynak teknolojisindeki ilerlemeler, konusunda uzman davetli konuşmacılar tarafından yüzlerce teknik bildiri ile tartışılacak. Doğal gaz boru hatları ve gemi inşası konularında düzenlenen özel oturumlarda ise yerli ve yabancı uzmanlar kaydedilen son gelişmeleri katılımcılarla paylaşacak.

Hülya Gedik: “Türk sanayisi dünya ile rekabet edebilmek için kaynak teknolojisindeki yenilikleri yakından takip etmeli”
GEV Yönetim Kurulu Başkanı ve etkinliğin Organizasyon Komitesi Başkanı Hülya Gedik, “Türk firmalarının yurt dışında büyük uluslararası mühendislik projelerinde yer alabilmesi, ihracatta dünya ile rekabet edebilmesi için kaynak teknolojisindeki ve tasarımındaki gelişen teknolojileri yakından takip etmesi gerekiyor. GEV olarak bu konuda taşın altına elimizi koyduk. Tüm sanayi şirketlerinin desteğini ve katılımlarını bekliyoruz. Kaynak malzemelerinde, makinelerinde ve otomasyon/robotik uygulamalarda sürekli kendimizi geliştirmek zorundayız. Bu hem Türk sanayisinin dünyadaki rakipleri karşısında rekabet gücünü artıracak; daha kaliteli ve hızlı üretim yapmasını sağlayacak, hem de inovatif kaynak uygulamalarıyla dünyanın her tarafındaki büyük mühendislik projelerinde yer almasını kolaylaştıracak” dedi.

Kaynak, sanayinin pek çok ürününde kritik sonuçları olabilecek bir teknoloji
Gedik Holding CEO’su ve Konferans Başkanı Dr. Mustafa Koçak ise enerji santralleri, petrol boru hatları, basınçlı kazanlar, otomobiller, uçaklar, gemiler, köprüler ve pek çok üründe kaliteli bir üretimin ortaya çıkması için iyi malzeme, iyi tasarım, iyi mühendislik, iyi kaynakçı gibi faktörlerin bir araya gelmesi gerektiğini söyledi. Dr. Koçak “Bu faktörlerin bir araya gelmediği durumlarda kaynak kritik sonuçları olabilecek bir teknolojidir. Ülkemizde bu konuda farkındalığın artırılması, dünya kaynak teknolojisindeki yeniliklerin sanayi ve akademik çevrelerce yakından takip edilebilmesi, konuya gerekli AR-GE çabasının gösterilmesi ve yenililiklerin paylaşılması noktasında bu etkinlik büyük önem arz ediyor” dedi.

15 Temmuz’da ise ‘Gemi İnşasında Kaynak ve Yenilikler’ adlı özel bir oturumda IIW Gemi İnşaat Teknik Komitesi bu alandaki son gelişmeleri içeren sunumları katılımcılarla paylaşacak. Ayrıca 14 Temmuz’da  “Kaynakta İş ve İşçi Güvenliği” konusunun ele alınacağı ve özellikle Türkiye’de faaliyet gösteren tersanelerin davet edileceği bir atölye çalışması düzenlenecek.

Doğal gaz boru hatlarında kaynak konusu özel bir oturumda ele alınacak
Nabucco ve benzeri yurt içi ve dışındaki doğal gaz ve su projelerinin Türk çelik, kaynak ve boru sanayicileri için önem taşıması, yeni projelerde giderek X80 gibi özel çeliklerin, özel kaynak ürün ve teknolojilerinin kullanılması gerekliliğinin ortaya çıkması nedeniyle 16 Temmuz günü ‘Boru Hatlarında Kaynak Teknolojisi’ konulu özel bir oturum düzenlenecek.

 

EMO-HANNOVER

Makina İmalatçıları Birliği EMO-Hannover 2011, makina imalatının temeli Takım Tezgahları sektörünün Hannover Almanya’da 19-24 Eylül 2011 tarihlerinde düzenlenecek en büyük fuarı için hazırlık çalışmalarına başladı.

Bu tarihten sonra ilgilenen firmalarda yine  Makina İmalatçıları Birliği’nden ayrıca bilgi edinebilirler.

Makina İmalatçıları Birliği EMO-Hannover fuarının Türkiye temsilcisi olarak bu çalışmaları yürütüyor.

Katılmak isteyen firmalara ilgili dökümanların Ağustos 2010’da gönderileceğini duyuran MİB yetkilileri İlgili firmalarımıza gerekli dökümanların gönderilebilmesi için 10 Haziran 2010 tarihine kadar MİB web sitesinde yer alan anketin doldurulmasını istiyor.

EMNİYETLİ ÇALIŞMA

Risklerinizden ne kadar haberdarsınız?
• Emniyet ile ilgili yönetmelikler hakkında bilginiz var mı?
• Herhangi bir kazanın ardından nasıl bir yasal süreç işlediğini öğrendiniz mi?
• Durma sürelerinin daha da azaltılmasını ve makinelerinizin üretim verimliliğinin arttırılmasını nasıl sağlayabilirsiniz?
• Hedefinize erişmek için yaptığınız çalışmalarda en önemli, görünmeyen engel risklerinizdir. Bu riskleri ne kadar biliyorsunuz?
• Bu riskleri nasıl makul seviyelere indirgeyebilirsiniz?

Yukarıdaki sorular risklerinizin, emniyetin, yönetmeliklerin ve yasaların ihmal edilemeyecek kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Risklerin kabul edilebilir seviyelere indirgenmemesi durumunda; emniyetli bir çalışmadan söz etmemiz mümkün olmadığı gibi yasalarla da sorun yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Emniyetli çalışma bir yönetim sorumluluğudur. Tesisler, ancak emniyetli makinelerin ve bu makinelerde çalışanların üretkenliği ile büyüyebilir. Bu felsefeyi üretimin her aşamasında sindirmiş firmalar, başarının anahtarını elinde tutar.

Tesislerinizde birbirinden bağımsız çalışan ve emniyet çalışması eksik olan sistem ve/veya makineler beklenmedik kazalara neden olabilir.

Riskler sıfırlanamaz. Ancak, bir dizi çalışma ile kabul edilebilir seviyelere indirgenebilir. Önlemlerin alınması ve bu önlemlerin sürdürülür hale getirilmesi de bu çalışmanın birer parçalarıdır. Bu çalışmalar;

• Risk Değerlendirmesi
• Emniyet Konsepti
• Emniyet Tasarımı
• Sistem Entegrasyonu
• Emniyet Doğrulaması

Risk Değerlendirmesi
Emniyet çalışmalarına risk değerlendirmesi yaparak başlanabilir. İşte önce ihtiyacın belirlenmesi gerekmektedir. Yapılacak bir risk değerlendirmesi; olası zararın derecesini azaltacak önlemlerin belirlenmesini sağlar.

Makinelerde doğru ve akılcı emniyet çözümleri kullanılarak, pek çok risk yaşamadan bertaraf edilebilir.

Risk Değerlendirme süreci, ihtiyaçlar göz önüne alınarak emniyet konseptinin oluşturulması ve emniyet tasarımlarının üretilmesi ile doğrudan ilgilidir.

Emniyet Konsepti
Emniyet konsepti; emniyet prosesinde, risk değerlendirmesinden sonraki aşamadır. Mevcut makineler üzerindeki emniyet iyileştirmelerine öncelik vererek, makinenin çalışma ömrünü uzatacak biçimde çözümler önerilebilir. Yeni makineler üzerindeki tehlikeli durumların önceden belirlenmesi, emniyet önlemlerinin entegrasyonunu kolaylaştırır. Dolayısı ile bu durum, (zaman ve malzeme kaynaklarının daha verimli kullanılması ile) makinelerin üretimin maliyetlerinin azaltılmasına olanak sağlar.

Emniyet konsepti; bir işletmede bir arada çalıştırılan makinelerin ya da sistemlerin fonksiyonlarının her birini, bağımsız ve beraber emniyet altına alan çeşitli bileşenlerden oluşur.

Emniyet Konsepti, risk değerlendirmesinde tespit edilen tehlikeler için önerilen çözümleri kullanıcıya ifade etmeyi hedefler. Ancak, muhafaza boyutları, elektrik bağlantıları gibi detay tasarımı içermez. Yani, detay emniyet tasarımı oluşturulmadan önce gerçekleştirilen bir ön hizmettir.

Emniyet Konsepti prosesini şöyle sıralayabiliriz;

• Makineye genel bakış
• Risk değerlendirmesinin gözden geçirilmesi
• Genel risk azaltma
• Tasarım ile risk azaltma
• Muhafazalama ile risk azaltma
• Mekanik konsept
• Emniyet kontrol sistemleri konsepti
• Organizasyonel önlemlerle risk azaltma
• Bilgilendirme ve dokümanlarla risk azaltma
• Eğitimlerle risk azaltma

Tasarım ile risk azaltılabilir. Bu durumda olası tehlikelerin elimine edilebilmesi ya da risklerin minimize edilebilmesi gerekir.

Muhafazalama ile risk azaltma, emniyet konseptinin en önemli bölümüdür. Mühendislik yaklaşımı, emniyet konseptlerini sağlamak için 2 aşamayı içerir.

1. Aşama: Mekanik Konsept; Bu fazda mekanik muhafazalama çözümleri önerilir.

2. Aşama Kontrol Sistem Konsepti; Bu fazda, emniyet bütünlüğünü geliştirmek için ya da mekanik konsept ile ilişkili emniyet çözümleri sağlamak için kontrol sisteminde değişiklikler önerilir.

Mekanik konsept; aşağıdaki korumaları (muhafazalama) kapsar;
• Sabit muhafazalar
• Hareketli muhafazalar
• Ayarlanabilir muhafazalar
• Kilitli ya da kilitsiz bağlantılı muhafazalar

Mekanik konsept; oluşturulurken bazı emniyet mesafeleri göz önüne alınmalıdır. Bunlar;
A Tehlikeli bölgenin yüksekliği
B Koruyucu yapının yüksekliği
C Tehlikeli bölgeye yatay mesafe

Emniyet Kontrol Sistem Konsepti; tüm enerji kaynaklarını, elektrik, pnömatik, hidrolik v.s. kapsar. Genel emniyet konsepti, 2 aşamalı oluşturulmalıdır. Bunlar;
• 1. Aşama: Başlangıç görevleri
• 2. Aşama: Rapor oluşturma

1. Aşama – Başlangıç görevleri
Makinenin kontrol sisteminin bir temel felsefesinin olması önemlidir. Konsepti oluşturan mühendisin makinenin ana yapısını çok iyi anlaması gereklidir. Daha sonra tam ve gerçekçi emniyet kontrol konsepti oluşturulabilir. Bu konseptin, mekanik konsept ile entegrasyonu da önemlidir. Entegrasyona, başlangıç taslak konsepti yeniden incelenerek başlanır. Kontrol sistem konsepti, kontrol fonksiyonu ile bağlantılı tüm mekanik öğeleri kapsamalıdır. Mekanik konsept ile ilişkili kontrol sisteminin uygulanabilirliği yeniden incelenir. Kontrol sistemindeki fiziksel, fonksiyonel ve bütçesel etkiler dikkate alınır.

2. Aşama – Rapor oluşturma
Detay; ışık perdesi, acil durdurma, aktüatörler (tetikleyiciler) v.s. gibi ana emniyet bileşenlerini kapsamalıdır. Bu aşamada, doküman tasarımı yapılmayacak ve komponentlerin şartnamesi ya da teknik detay bilgileri belirlenmeyecektir.

Final olarak risk azaltma çalışmasında aşağıdaki etkenler de dikkate alınmalıdır;

• Organizasyonel Önlemlerle Risk Azaltma
• Bilgilendirme ve Dokümanlarla Risk Azaltma
• Eğitimlerle Risk Azaltma

Emniyet Tasarımı
Tasarıma geçilmeden önce, operasyon, üretim ve bakım sorumluları ile konseptler üzerine mutabakata varılır. Karmaşıklığı önlemek için emniyet konseptleri için versiyon numaraları gerekebilir. Emniyet Konsepti, Emniyet Tasarımını yönlendirmek için çok iyi bir araçtır.

Tüm bu çalışmalar ile makinelerdeki ya da sistemlerdeki tehlikeli durumlar önceden belirlenir. Belirlenen bu durumlar (kabul edilebilir bir seviyeye kadar) minimize edilir. Bu tehlikelere karşı mekatronik (mekanik, hidrolik, pnömatik, elektrik, elektronik ve yazılım tabanlı) çözümleri içeren bir emniyet konsepti oluşturulur. Kullanıcı ihtiyaçları ve bu konsept göz önüne alınarak bir tasarım hazırlanır.

Emniyet tasarımı yapılırken, emniyet fonksiyonlarının gerçekleştirilmesinde kullanılacak komponentlerin ilgili standartlara uygun (sertifikalı) olmasına dikkat edilmelidir.

Böylece tasarım süreci ve sonrasındaki uygulama ve doğrulama kolaylaşmaktadır.

Sistem Entegrasyonu
Tasarıma bağlı kalınarak uygulama gerçekleştirilir. Uygulama sonrası yapılanların ilgili direktiflere ve standartlara uygunluğu, bir başka ekip tarafından bazı testler, simülasyonlar ve kontroller ile doğrulanır.

GÜNCEL DESTEKLER

Yeni Teşvik Sistemi 2012 Haziran ayı içerisinde yayınlanan yeni teşvik paketi ile ülkemiz destek oranları bazında 6 bölgeye ayrılmış ve illerimiz bu bölgelere dağıtılmıştır. 6. bölge destek yoğunluğu açısından en cazip bölge olarak açıklanmış olup, bu bölgeyi sırası ile 5., 4. ve 3. bölgeler takip etmektedir.

Bu hususta tarafımıza gelen soruların başında İstanbul v.b. büyük şehirlere teşvik uygulanıp uygulanmadığı konusu gelmektedir. Firmaların en büyük sorunlarından biri olan “işletme körlüğü” , mevzuatlara hakim olma konusundaki yetersizlik ile birleşince birçok şirket devletin sağlamış olduğu desteklerden habersiz kalmaktadır.

Yatırım Teşvik Belgesi ile üretimde kullanılacak makine-teçhizat alımlarınızda vergi muafiyeti sağlamakta olup, aynı zamanda 3., 4., 5. ve 6. bölgelerde belirlenen yatırım oranlarında yatırım yapmanız durumda SGK işveren payı indirimi, yer tahsisi, kredi faiz indirimi ( Şuan sadece Eximbank uyguluyor bu indirimi) ve vergi indirimi gibi desteklerden yararlanabilirsiniz. 1. ve 2. bölgedeki yatırımcılar ise 2013 yılının sonuna kadar, belirlenen sektörlerde ve yine belirlenen oranlarda yatırım yapmaları durumunda bu desteklerin bazılarından yararlanabilecektir.

Bu sektörlere örnek olarak döküm sektörünü ele alabiliriz. Döküm sektöründe; 1. bölgede 4.000.000 TL, 2. bölgede ise 3.000.000 TL’lik yatırımı 4,5 yıl içerisinde yapmayı taahhüt eden bütün firmalar genel desteklerin yanı sıra SGK işveren payı desteği, vergi indirimi ve faiz indirimlerinden yararlanabilmektedir. Bu tutarlar 3. bölgede 2.000.000 TL, 4. ve 5. bölgede 1.000.000 TL ve 6. bölgede ise 500.000 TL’dir. Eğer firma sadece genel desteklerden, yani vergi muafiyetlerinden, yararlanmak isterse; bunun için 1. ve 2. bölgede 1.000.000 TL’lik, diğer bölgelerde ise 500.000 TL’lik yatırım yapması yeterli olacaktır.

Firmaların yeni teşvik sisteminden yararlanabilmeleri için; belirlenen yatırım tutarlarını sağlamalarının yanı sıra, SGK borcunun bulunmaması gerekmekte, ayrıca firmaların üretimlerinin çevreye olan etkilerini bağlı bulundukları Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden alabilecekleri ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Görüş Yazısı ve gerekli üretimlerde ÇED Raporu ile yazılı olarak beyan etmeleri zorunlu kılınmaktadır.

Çevresel Etki Değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalardır. ÇED Raporu ise Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin ilgili listelerinde yer alan ve “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” kararı verilen bir proje için belirlenen özel formata göre hazırlanacak raporu ifade etmektedir.

Yatırım Teşvik Belgesi için gerekli olan bu rapor tekstil, sac işleme, plastik enjeksiyon gibi tesislerde aranmaz iken boyahanesi olan, direkt döküm yapan, yıkama tesisi olan ..vb. işletmelerden bu beyan istenmektedir. İhtiyaç durumunda Yatırım Teşvik Belgesi’nin geçerlilik süresini aşmamak kaydıyla, belgede yer alan makinelere istenildiği kadar ek makine-teçhizat ilavesi yapılarak belgenin revize edilmesi mümkündür. Yurtdışından 2. el makine alımları destek kapsamında değerlendirilirken (tekstil sektörü hariç), yurtiçi 2. el makine alımları teşvik kapsamında değildir.

Yatırım Teşvik Belgesi’nin süresi toplamda 3 yıl olarak belirlenir. Bu süre içerisinde projesini tamamlayamamış firmalara talep durumunda ve projenin en az 30’unun gerçekleştirilmiş olması şartı ile 1,5 yıl ek süre verilebilir. Belge süresi sonunda Ekonomi Bakanlığı’na başvuru yapılarak belge taahhütlerinin tamamlandığı bildirilir. Bu işlem ile birlikte Ekonomi Bakanlığı tarafınca görevlendirilen uzmanlar üretim tesisini ziyaret ederek makinaların yerlerinde olup olmadığını ve yevmiye kayıtlarını kontrol eder ve usulüne uygunluğun tespitine istinaden Yatırım Teşvik Belgesi’ni kapatır.

Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında alınan makine-teçhizatlar alındığı tarihten itibaren 5 yıl süre ile satılamazlar. Bu kontroller Maliye Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Belge süresi içerisinde alınan makinaların devir satış ve kiralama hususları Ekonomi Bakanlığı’nın iznine tabidir. Ancak bu izinler çok özel bir durum olmadığı sürece verilmez. Sadece teşvik belgesinden teşvik belgesine yatırım bütünlüğü bozulmaması şartı ile devir kabul edilebilir.

Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında inşaat harcamaları desteklenmemekte olup, yalnızca Yatırım Teşvik Belgesi içerisindeki toplam yatırım tutarının 20’sini geçmeyecek şekilde projeye dahil edilebilir. Örnekle izah etmek gerekirse; 1.000.000 TL toplam yatırım tutarına sahip bir projeye yazılabilecek inşaat harcamalarının tutarı en fazla 200.000 TL olup, geri kalan 800.000 TL’lik kısım makine-teçhizat alımlarını kapsamalıdır. Belge süresi sonunda tamamlanmayan yatırım unsurları çerçevesince sağlanan vergisel muafiyetler, gecikme faizi ile birlikte geri ödeme olarak talep edilir.

Dahilde İşleme İzin Belgesi 

Dahilde İşleme Rejimi, imalat maliyetlerini düşürmeye yönelik uzun yıllardır gerçekleştirilen bir uygulama olup, iyi bir takip-planlama ve yönetim gerektirmektedir. Bu rejim, Dahilde İşleme İzin Belgesi üzerinden yürütülmektedir. Esas olarak, yurtdışından getirilen hammadde veya yarı mamullerin Türkiye’de işlenerek ürün/yarı mamul haline getirildikten sonra yurtdışına çıkartılması mantığına dayalı bir teşvik türüdür.

Bu işlem süresince ithal edilen malzemelerden herhangi bir vergi alınmadan ithalatı gerçekleştirilir. Bu işlem için üye olunan ihracatçılar birliğine firma evrakları ile başvuru yapılarak e-imza ile otomasyon sistemine girişi sağlanmakta ve bu çerçevede alınan belge ile belirlenen süreler içerisinde ithalat ve ihracat işlemleri gerçekleştirilmektedir.

Yatırım teşvik tebliğine göre bu destekte şartlı muafiyet sistemi yani gümrükleme esnasında ortaya çıkan vergi tutarlarının teminat olarak gümrüğe yatırılması, daha sonrasında mamul/yarı mamul haline gelen malların ihracatının yapılması ve bu hususların ilgili ihracatçılar birliğine ispatı ile teminatların ilgili gümrük idaresinden alınması işlemlerini kapsamaktadır. Bu destekte ithal veya yurtiçi alımlarda hiçbir vergi söz konusu olmadığı gibi ayrıca gözetim ve diğer ticari önlem politikaları uygulamalarının da önüne geçer. Ülkemizde bu belgeyi belli bir düzende ihracat yapan firmaların daha fazla kullandığı görülmektedir. Bu durum, süreçlerin iyi bir takip ve bilgi birikimi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu konularda en çok gelen soru ve sorunlar kapasite raporlarının yetersizliği olup, bu raporlar sistem işleyişi açısından büyük önem arz etmekte ve dikkatlice hazırlanması gerekmektedir. Belge süreleri, sektörlere göre 6 ay ile 12 aylık zaman dilimleri şeklinde farklılık göstermektedir. İhtiyaç durumunda ek süre talebinde bulunabilmesi için belge kapsamında en az 50 oranında ihracat performansı gerçekleştirmiş olmak gerekmektedir. Belge süresinin yarısı kadar ek süre alınabilir.

Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında; yapılan ithalatların firesiz olarak ihracatının gerçekleştirilmesi, 3. ülkelerden ithalatı gerçekleştirilen ürünlerin AB ülkelerine ihracatı durumunda oluşacak TEV (Telafi Edici Vergi) takipleri ve süre takipleri gibi süreçler için çok iyi bir organizasyona sahip olunması ve sıkı takip yapılması veya konuyla ilgili uzman bir firmadan danışmanlık alınması tarafımızca önerilmektedir.

Yurtdışı İhracatı Geliştirmeye Ve Markalaşmaya Yönelik Devlet Destekleri

Kira desteği;

Bu destek, Türkiye’de üretim yapan veya fason olarak üretim yaptıran firmaların yurtdışında yer alan veya açacakları ofis, mağaza veya depolarının kira giderlerinin 4 yıl boyunca desteklenmesini kapsamaktadır. Kira giderleriniz 50 oranında destek kapsamında olup, gelişmekte olan ülkelere göre verilecek ek puanlar ile bu oran yükseltilebilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli hususlar şöyledir;

• Yurtdışındaki firmanın ortaklık yapısında en az 51 oranında pay sahibi olmanız gereklidir.

• Ortalık pay oranınız ne kadar yüksek olursa o oranda daha fazla destek alabilirsiniz.

• Yurtdışında açılan ve destek alınacak birimde kesinlikle üretim yapılmaması gereklidir.

• Bütün şirket evraklarınızın ilgili Ticaret Ateşesi tarafından onaylanması gereklidir.

• Ödemelerin hepsi bankacılık aracılığıyla kayıt altına alınabilir şekilde gerçekleştirilmelidir.

• Ödeme belgelerini 6 aylık süreyi geçirmeden ilgili ihracatçılar birliğine teslim etmeniz gereklidir.

Tanıtım desteği;

Yurtdışında yapacağınız bütün tanıtımlar yurtdışında biriminiz ister olsun ister olmasın destek kapsamındadır. Destek oranları faaliyetin gösterildiği ülkeye göre 50 – 70 oranında değişmektedir. Kira desteği konusunu işlerken belirttiğimiz önemli hususlar (ortalık yapısı dışında) aynen geçerlidir. Bu destekten yararlanabilmeniz için tanıtımlarınızın yalnızca yurtdışındaki yerel kanallar üzerinden gerçekleştirilmesi gerekmekte olup, Türk kanallarında yapılan tanıtımlar kabul edilmemektedir.

Seyahat desteği;

En çok kullanılan ancak yanlış yorumlanan bir destek türüdür. Yurtdışına ihracatı geliştirme amaçlı yapacağınız seyahatlerde otel masraflarınız, uçak masraflarınız ve araç kiralama masraflarınız Ekonomi Bakanlığı tarafından belirli oranlarda karşılanmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus;ihracatı geliştirme amaçlı olan seyahatlerden ithalat ülkelerine yapılan seyahatlerin destek kapsamında olmamasıdır. Aynı ülkeye en fazla yılda 2 seyahat yapılabilir. Bütün ödemelerin bankacılık kanalı ile yapılması gerekli olup, seyahatlerden sonraki 6 ay içerisinde başvuru yapılması gereklidir.

Demir Çelik sektörü

Hidrolik&Pnömatik sektöründe faaliyet gösteren, özellikle “Demir Çelik Hidroliği” alanında Türkiye’nin önde gelen firmalarının çözüm ortaklığını üstlenen Delta Proje firmasının Genel Müdürü Vedat Gül ile yapmış olduğumuz söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz. 

Delta Proje’nin kuruluşunu ve bugünlere gelişini bizimle paylaşır mısınız? 

Delta Proje firmasını 2007 yılı Ocak ayında ortağım Hasan YAMAK ile birlikte kurduk. Hidrolik&Pnömatik sektöründe hem benim hem de ortağım Hasan Bey’in profesyonel çalışma hayatı boyunca edindiği önemli tecrübeler var. Bu tecrübeler dürüst ve sonuç odaklı çalışma tarzımızla birleşince, şirketimiz hızla yol kat etmeye başladı. Hidrolik sektörünün en önemli markalarından biri olan EATON VICKERS markası ile birlikte başta demir-çelik sektörü olmak üzere tüm müşterilerimize hizmet vermeye başladık. Firmamız daha birinci yılını doldurmadan İsdemir için yapılmakta olan “Çelik Servis Merkezi”ne ait tüm makinaların hidrolik ve pnömatik sistemleri işinin ihalesini almayı başardı. Böyle bir ihaleye davet edilmek bile bizim için önemli bir adım iken, firmamıza duyulan güven ve sıkı çalışma sayesinde son derece önemli bir projeye imza atmış olduk. Pnömatik malzemeler ile ilgili olarak dünyaca tanınan CROUZET, MATRIX, AIRCOM gibi kendi alanlarında pazar lideri olan özel pnömatik ürünlerin temsilciliklerini yürütmekteyiz. Genç bir firma olmamıza rağmen hızlı ve doğru çözümler üreten, esnek bir yapıya sahip olmamız nedeniyle aranan ve büyümeye devam eden bir firma haline geldik. Şu anda İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan 330 m2’lik ofis ve imalathanemizde her büyüklükte hidrolik sistem, hidrolik silindir veya valf bloklarını projelendirip imal edebiliyoruz. Hidorlik ve pnömatik komponent satışının yanı sıra müşterilerimizden gelen talepler doğrultusunda boru montaj taahhüt işleri de yapabilen bir ekibe sahibiz. 

Müşterilerinize Hidrolik, Pnömatik ve Bağlantı Elemanları&Enstrümantasyon Uygulamaları alanında hizmetler verdiğinizi biliyoruz. Bu hizmetlerin detaylarını (Özellikle demir çelik sektörüne verilen hizmetleri) bizimle paylaşır mısınız? 

Firmamız farklı şekillerde müşterilerine hizmet verebilmektedir. Genellikle müşterilerimizin yapmak istediği makinayı veya projeyi onlarla karşılıklı müzakere ederek anlayıp, ihtiyaçları olan hidrolik sistemi projelendirmek şeklinde çalışıyoruz. Projenin gerektirdiği hidrolik silindir, ünite, valf masası veya pnömatik pano gibi imalatları yapıp testlerini yapıyoruz. Müşterimize sevk ettiğimiz ekipmanların makine veya hat üzerinde nerelere yerleştirileceğine birlikte karar veriyoruz. Sahadaki boruların montajını, pickling (asit ile temizleme) ve flushing (yağ ile yıkama) işlemlerini de yaptıktan sonra devreye alma çalışmalarına başlıyoruz. Sistem devreye girdikten sonra gerekli dökümanları teslim ediyoruz. Bütün bu işler büyük küçük her türlü proje için yapıyoruz. Müşterilerimizin talepleri bu konuda belirleyici oluyor. Eğer istenirse elektronik ve otomasyon sistemlerini de kapsam içine alıp komple çözümler üretebiliyoruz. Proje işlerinin yanı sıra EATON grubunda yer alan tüm markaların satışını yapıyoruz. Bu gruptaki markaları ve ilgi alanlarını sıralarsak; 

VICKERS : Paletli, pistonlu, dişli pompalar ve valf ailesinin tamamı 
WALTERSCHEID : Hidrolik boru bağlantı elemanları, çek valf, küresel vanalar 
AEROQUIP : Hidrolik hortum çeşitleri 
CHAR-LYNN : Hidromotorlar 

Ayrıca temsilciliğini yaptığımız CROUZET, MATRIX, AIRCOM markalarının da ürünlerini satıyoruz. Bunun yanı sıra Müşterilerimizden gelen talepler doğrultusunda teknik danışmanlık, hidrolik ve pnömatik eğitimi gibi hizmetler veriyoruz. 

Hizmet verdiğiniz sektörleri ve firmaları bizimle paylaşır mısınız? 

Demir çelik sektöründe hem profesyonel çalışma dönemimizde hem de girişimci olarak bugüne kadar yaptığımız pek çok farklı proje bulunmaktadır. Türkiye’de demir çelik hidroliği konusunda bilgi ve tecrübe sahibi ekipler bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Çelik imalatının her aşamasında çeşitli projeleri hayata geçirdik. Cevher hazırlama tesisleri, yüksek fırınlar, çelikhaneler, sıcak ve soğuk haddehaneler, asitleme, galvenizleme tesisleri, çelik rulo dilme ve boy kesme makinaları, spiral ve düz dikişli boru tesisleri gibi çelik imalatının her prosesine ait işler ile ilgili tecrübemiz bulunmaktadır.

Ayrıca hem yassı mamul imalatı yapan firmalara hem de uzun mamul imalatçılarına çeşitli işler yaptığımızı belirtmek isterim. Bugüne kadar yapılan en önemli projelerden bahsetmek gerekirse; yassı mamul ile ilgili olarak ERDEMİR 1. ve 2. Sıcak haddehanelerinde sulu hidrolik sistem ile çalışan grupların modernizasyonu, kaba hadde denilen büyük hadde merdanelerinin yatak yağlama sistemleri, bobin sarma ünitesinde servo valf pilot yağı besleme sistemi, İSDEMİR boy kesme ve dilme hatları hidorlik ve pnömatik sistemleri sayılabilir. Ayrıca asitleme, galvaniz ve soğuk hadde tesislerini kurmuş olan TAT METAL firmasının asitleme hattının tüm hidrolik sistemlerini, diğer hatlarında ise bir kısım hidrolik sistemler tarafımızdan yapılmıştır. Çubuk haddehaneleri ile ilgili olarak ÇOLAKOĞLU METALURJİ için çeşitli hidrolik sistemlerin imalatı, ASİL ÇELİK için komple haddehane borularının montajı pickling ve flushing işlemleri ile boruların temizliği de uzun mamul ile ilgili yapılan işler içerisinde sayılabilir. Ayrıca demir çelik sektörüne hizmet veren bazı makine imalatçılarına da hizmet vermekteyiz. Demir çelik sektörü dışında ise hidrolik pres,boru bükme makinaları, metal ve plastik enjeksiyon makinaları gibi makina imalatçıları ile, tersaneler, alüminyum levha ve alüminyum profil imalatçıları, çelik boru ve profil tesisleri, endüstriyel fırın imalatçıları, gıda makinaları imalatçıları, tekstil makinaları imalatçıları gibi farklı sektörlerle de çalışıyoruz. 

Delta Proje’nin farkı nedir? Rakiplerinize nazaran müşterilerinize ne gibi farklılıklar sunuyorsunuz? 

En önemli farkımız bir projeyi saha taahhüdü dahil baştan sonra bitirebilmemizdir. Saha taahhüdünün içinde makinaların yerleştirilmesinden, elektrik kablolarının çekilmesine kadar farklı işleri sayabiliriz. Türkiye hidrolik sektöründe bu tür hizmet veren ikinci bir firmanın daha olduğunu sanmıyorum. Örnek vermek gerekirse makinaları imal edilmiş olan bir çubuk haddehanesinin hidrolik, mekanik, elektrik işleri dahil montajını yapabiliriz. Müşterilerimize yakın duruşumuz, hizmet odaklı ve esnek çalışmamız, ürün satışından daha çok çözüm üretmek ile ilgilenmemiz bizim temel farklılıklarımız. Biz bir mühendislik firmasıyız. 

Kısa ve uzun vadede neler yapmayı planlıyorsunuz? 

Biz yatırım ürünleri satan ve imal eden bir firmayız. Son dönemde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle Türkiye’deki pek çok firma yatırımlarını ya askıya aldı ya da iptal etti. Tabiyatıyla işlerimizde geçen yıllara göre bir düşüş söz konusu oldu. Buna rağmen Türkiye içerisinde çeşitli sanayi bölgelerinde organize olup yeni açılımlar yapmak ile meşgulüz. Son olarak İskenderun körfezi çevresine yer alan firmalara hizmet vermek üzere yeni bir proje ve satış mühendisi arkadaşımızı o bölgeye yerleştirdik. Bu tür çalışmalarımızı devam ettirip Türkiye organizasyonumuzu tamamlamayı düşünüyoruz. Gelecekte yurt dışındaki firmalara özellikle demir çelik makinaları veya üretim tesisleri yapan firmalara da hizmet verebilen bir firma olmak hedefindeyiz. Son olarak bize ayırdığınız zaman için sizlere teşekkür ediyorum ve tüm okuyucuların Ramazan Bayramı’nı şimdiden kutluyorum.

Hazır rakip demişken, sektörünüzdeki rekabet ortamı hakkında neler düşünüyorsunuz? 

Türkiye hidrolik & pnömatik sektörü 1980’li yılların ortasında ithalatın serbest bırakılmasından sonra patlama yapmıştır. Yani sektörümüz Avrupalı pazarlara göre oldukça küçük ve gençtir. Fakat 30-35 yıllık sektör geçmişi olan bir pazar için çok fazla firma faaliyet göstermektedir. Pek çok firma sadece komponent satarak veya bir markanın ithalatını yaparak yaşamını devam ettirmektedir. Bu tür firmaların sayısının çok olması rekabet şartlarını ağırlaştırmaktadır. Türkiye pazarında en ucuz malzemeden en pahalı malzemeye kadar veya en kalitesiz ürünlerle beraber en üst kalitede ürünler birlikte yer almaktadır. Bu durumda firmaların çalışacağı hidrolik&pnömatik partnerini iyi seçmesi gerekmektedir. Maalesef henüz ülkemizde hidrolik pnömatik sektörünü denetleyebilecek veya onay verebilecek bir akreditasyon kuruluşu henüz yok. Temennimiz bu tür bir kuruluşun oluşması ve sektörümüz için bazı düzenlemeler yapması yönündedir. 

 

KABLOSUZ VİNÇ KUMANDASI ÜRETİMİ

Sorularımıza geçmeden önce firmanızdan kısaca bahseder misiniz?

Firmamız ürünlerini; kendi Ar-Ge çalışmalarıyla ortaya çıkaran, ürünleriyle çokuluslu
firmalara rakip olmuş ve kendi konularında marka olmuş bir firmadır. Akıllı Ev Otomasyon Sistemleri ürünlerimiz bugüne kadar Arla markasıyla satıldı, bundan sonra Colife markasıyla, Kablosuz Vinç Kumandası ürünümüz ise Arla markasıyla satılmaya devam edecek.

Arla Mühendislik bünyesinde hangi faaliyetler gösteriliyor, müşterilerinize hangi ürün ve hizmetleri sunuyorsunuz? 

Firmamız bünyesinde sürekli Ar-Ge Mühendisleri kadrosu bulunmakta ve Ar-Ge çalışması yapılmaktadır. Ar-Ge, Tasarım, Yazılım ve üretimin tamamı deneyimli personelimiz tarafından firmamız bünyesinde yürütülmektedir. Müşterilerimize; Akıllı Ev Otomasyon Sistemleri, Kablosuz Vinç Kumandası, Uzaktan Kumandalı Alıcı Vericiler, Tek Merkezden sokak aydınlatma otomasyonu kontrolü ürünlerini vermekteyiz.

Ülkemizdeki Endüstriyel Kontrol – Vinç Kumandası pazarı hakkında neler düşünüyorsunuz? Pazar büyüklüğü, ürün kalitesi ve ihracat konusunda bizleri bilgilendirir misiniz? 

Ülkemizde Endüstriyel vinç kumanda pazarı yeni oluşmakta olan bir pazar… Pazarda yerli, yabancı Uzakdoğu kökenli ürünler var. Pazarın küçük olduğunu söyleyemeyiz, önemsediğimiz bir pazar. Kalite konusunda da çeşitlilik olduğunu söyleyebiliriz. Kaliteli ürünler yanında merdiven altı ürünler de var. Fakat bu firmalar kendilerini piyasada lanse etmiş firmalar değil. İhracat konusunda hazırlığımız devam ediyor, önümüzdeki sezon ihracata başlamış olacağız.

Arla olarak bu alanda ürettiğiniz ürünlerin diğerlerinden farkı nedir? Pazardan ne kadar pay alıyorsunuz? Satışlarınızın iç Pazar ve ihracat paylarını bizimle paylaşır mısınız?

Arla olarak ürettiğimiz ürünlerin diğerlerinden farkı kalitesi, fiyatı ve hızlı servis hizmetidir. Son versiyon ürünümüz tamamen müşterilerimizden gelen talepler doğrultusunda yenilenmiş ve yazılımına güvenlikle ilgili ilaveler yapılmış, dünya standartlarına haiz bir ürün haline gelmiştir. Şu an iç pazar payımız 20 civarında…

Araştırma Laboratuarından esinlenerek Arla adını verdiğiniz firmanız Ar-Ge’ye yılda ne kadar bütçe ayırıyor? Ar-Ge çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Ar-Ge bütçesi yapılan projeyle çok ilgili. Bazen yeni projeler bazen de ürün ve üretimle ilgili iyileştirmeler Ar-Ge projesi oluyor. Firmamız gücünü Ar-Ge’den alan bir firma. Teknolojik gelişmeleri çok iyi takip ediyoruz. Nitekim kablosuz Vinç Kumanda ürünümüzle ilgili Ar-Ge çalışmaları tamamlandı. Dijital Ekranlı Vinç Kumandamız şu an piyasada satılıyor. Önceki ürünümüze ve piyasadaki rakiplerimize göre ciddi artıları olan bir ürün. Diğer faaliyet konumuz olan Akıllı Ev Otomasyon Sistemlerinde dünyadaki en son gelişmeler şu an bizim de Ar-Ge’sini yaptığımız konular. IP tabanlı ses ve görüntü transferi yapan aynı zamanda Ev otomasyonu kontrolünü sağlayan bir ürünle ilgili Ar-Ge Projemiz devam ediyor. Yıllık minimum Ar-Ge rakamımız 150.000- TL civarında.

Kısa ve uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz projeleri bizimle paylaşır mısınız? 

Kısa vadede hayata geçirmek istediğimiz şey, şu an üç bölgede olan bayilik sayımızı 6 ‘ya çıkarmak. Uzun vadede ise Türkiye’de üretilip satılan tüm vinçlerin yerli Arla ürünü kablosuz kumandasıyla birlikte satılmasını sağlamak… Son olarak şunları dile getirmek istiyorum: Uzakdoğu veya herhangi bir ülkeden getirip bir şeyler satmak çok kolay. Fakat ülkemizde Ar-Ge hatta teknolojik Ar-Ge yapılıyor olması teknolojide dışarıya bağımlılığımızı azaltmak açısından çok önemli. Teknolojik Ar-Ge’nin yapılıyor olması ülkemiz için bir güçtür ve yapılması gerekenlerden biridir. Ar-Ge’nin her zaman devlet politikaları olarak desteklenmesi gerekir. Tüketen değil üreten bir toplum olmamız gerektiğini ve bu bilincin yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyorum.

2010 yılı firmanız açısından nasıl geçti, 2011 yılından neler bekliyorsunuz?

2010 yılı firmamız hedefleri açısından fena geçmedi. Satışla birlikte ürünlerimizle ilgili çalışmalar da vardı. 2011 yılında tamamen satışa odaklı olacağız. Bayilik çalışmaları devam ediyor. İhracat çalışmalarına hız vereceğiz. Hedefimiz en az iki ülkeye ihracat başlatmış olmak.