TOKİ’NİN ANKARA’DA İNŞA ETTİĞİ KONUTLAR

Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) Ankara Mamak’ta dar gelirli vatandaşlar için inşa edip, 35 bin TL’den satışa çıkardığı 448 konuta başvurular yarın başlıyor. 180 ay vadede 172 TL’den başlayan taksitlerle, satışa sunulan oturuma hazır konutlara başvurular, 24 Ekim-8 Kasım 2013 tarihleri arasında alınacak.

TOKİ’den yapılan yazılı açıklamaya göre İdare, Ankara Mamak’ta inşa ettiği ve “kura” yoluyla hak sahiplerini belirleyeceği 448 konutu 4 bin TL peşinat, 180 ay vadeyle satacak. “Mamak 2. Etap 448 Konut Alt Gelir Grubu Projesi” kapsamında inşa edilen CY tipi bir oda bir salon niteliğindeki konutların fiyatları 35 bin TL ile 47 bin 500 TL arasında değişiyor.

47.65 metrekare büyüklüğündeki konutların taksitleri de 172 TL’den başlıyor. 15 Kasım 2013’te gerçekleştirilecek kura çekilişi ile hak sahipleri belirlenecek 448 konutluk projeden ev sahibi olmak isteyenlerin 24 Ekim – 8 Kasım 2013 tarihleri arasında Ziraat Bankası Hamamönü Şubesi’ne başvurmaları gerekiyor.

TOKİ’nin alt gelir grubu için satışa sunduğu konutlardan almak isteyenler başvuru bedeli olarak TOKİ hesabına bin TL yatırdıktan sonra kura çekilişine katılabilecekler. Kurada ismi çıkan hak sahipleri için yatırdıkları bu başvuru bedeli peşinatlarına sayılacak. Hak sahibi olamayanlara yatırdıkları başvuru bedeli iade edilecek.

Aralık ayında teslim edilecek

Alt gelir grubundaki 448 konut için başvuruda bulunmak isteyenlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaları, projenin bulunduğu il veya ilçe sınırları içerisinde en az 1 yıldır ikamet ediyor veya projenin bulunduğu il veya ilçe nüfusuna kayıtlı olmaları gerekiyor. Şehit aileleri, maluller ile dul ve yetimlerinin ise en az 3 yıldır ikamet ediyor olması veya il veya ilçe nüfusuna kayıtlı olması zorunlu olacak. Aylık hane gelirinin en fazla net 2 bin 600 TL olması da aranan başvuru şartları arasında. Daha önce TOKİ’den konut satın almamış ve konut kredisi kullanmamış olmak da başvuru şartlarından bir diğeri. Şehit aileleri, maluller ile dul ve yetimleri bu şarttan muaf tutulacak. Oturuma hazır durumda bulunan konutların hak sahiplerinin belirleneceği kura çekilişinin ardından Aralık ayında teslim edilmesi planlandı. Kurada ismi çıkan hak sahipleri 2 -18 Aralık 2013 tarihleri arasında sözleşme imzalayarak konutlarını teslim alabilecekler. Konutlar için taksit ödemesi de Ocak 2014’te başlayacak.

 

 

Reklamlar

ISIYA DAYANIKLI BANTLAR

Bu soruna “delaminasyon” denir. Bant kaplamasındaki kauçuk sertleştiği ve daha az elastik hale geldiği için kauçuğun kopma mukavemet ve kopma uzaması %80`ler mertebesinde düşüş gösterebilir. Bu da bantın çalışması için gerekli esneklik ve mukavemeti kaybetmesine sebep olur. Aynı zamanda aşınma mukavemeti de dramatik bir biçimde %40 mertebesinde azalabilir.

ISO 4195 ISI MUKAVEMET DENEYİ

Isı mukavemeti ve aleve mukavemet arasında büyük bir fark vardır. Isıya mukavim bantlar sıcak malzeme taşımak için tasarlanırken aleve mukavim (alev geciktirici) bantların kullanılması bir güvenlik meselesidir.

Yanmaz bant, alev kaynağı ortadan kalktığı zaman bant yanmaya devam etmeyecek demektir.

EN ISO 4195 `hızlandırılmış` yaşlanma testi bantların ısı mukavemetini ve neticesinde ısı altında çalışmada beklenen ömürlerini ölçmek için yapılır. Bu deney, kauçuk numunelerin yüksek sıcaklıklı fırınlarda 7 gün bekletilmesi ile gerçekleştirilir ve sonrasında numunelerin mekanik özelliklerindeki kayıpları ölçülür.

ISO 4195`e göre 3 sınıf yaşlandırma deneyi vardır: Sınıf 1 (100°C), Sınıf 2 (125°C) ve Sınıf 3 (150°C). Daha zorlayıcı sıcaklıklarla başa çıkabilecek kalitede bant üretebilmek için size sunduğumuz bantlarda bu deney 175°C için de yapılmaktadır.

Isıya mukavemet limitleri 2 farklı şekilde değerlendirilir. Sürekli maksimum sıcaklık ve ani maksimum
sıcaklıklar. Sürek maruz kalınan sıcaklık bakımında 2 dayanım sınıfı vardır; 150 °C için T150 ve daha yüksek sıcaklıklar için T200.

3.KÖPRÜYE ÖZEL BETON

Türkiye çimento üretiminin yüzde 10’unu gerçekleştiren ve tek şirket olarak bakıldığında sektörün lider şirketi olan Akçansa, 2013 yılının ikinci çeyreğinde 546,7 milyon TL satış geliri elde ettiğini açıkladı. Şirketin dönem karı ise 63,9 milyon TL olarak gerçekleşti.
Akçansa Genel Müdürü Hakan Gürdal, düzenlediği basın toplantısında yılın ilk yarısında yüzde 16’ya yakın büyüyen çimento sektörünün 3. Köprü, 3. Havaalanı, Kuzey Marmara Otoyolu gibi mega projelerin ve kentsel dönüşümün de desteğiyle aynı performansı sürdürmesini beklediklerini belirtti.
Akçansa, 2013 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını kamuoyuna açıkladı. Yapılan açıklamalara göre 30 Haziran 2013 itibarıyla şirketin cirosu 546,7 milyon TL oldu. Sürdürülen faaliyetlerden vergi öncesi karı 77,8 milyon TL olurken, Dönem Kârı ise 63,9 milyon TL olarak gerçekleşti.

MEGA PROJELER SEKTÖRDE KONUTUN AĞIRLIĞINI DENGELEDİ

Son dönemde çimento sektöründe önemli bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Hakan Gürdal, “Önceki dönemlerde Türkiye’de çimento tüketiminin %65-70’i konuta giderdi. Konut sektöründe olumsuzluk yaşandığı zaman sektörümüz kısa sürede çok kırılgan hale gelirdi. Bugünse toplam çimento tüketiminin yarısı konut sektöründen kaynaklanıyor. Geri kalan bölümü ise alt yapı yatırımları ve konut dışı binalar oluşturuyor. Özellikle mega projeler ve kentsel dönüşüm, çimento sektörünün geleceği açısından yakından takip edilmesi gereken konuları oluşturuyor” dedi.
3. KÖPRÜ İÇİN ÖZEL BETON ÜRETİMİ

Özellikle 3. Köprü, 3. Havaalanı gibi mega projelerin çimento sektörünün büyümesine önemli katkı yapacağını dile getiren Gürdal, sözlerine şöyle devam etti: “3. köprünün kuleleri, birinci ve ikinci köprü gibi çelik değil betondan yapılıyor. 3. Köprü inşaatındaki hazır beton işini Akçansa olarak üstlendik. Avrupa’nın en yüksek ikinci, Türkiye’nin ise en uzun betonarme köprüsünde kullanılmak üzere ‘100+Beton’ adıyla özel beton ve çimento ürettik. Akçansa’nın teknik gücü yüksek Betonsa markasıyla tedarik edeceği ‘100+Beton’ ürünü, yüksek durabilitesi ve çevresel etkilere karşı dayanıklılığıyla öne çıkıyor. Her türlü fiziksel ve kimyasal etkiye dayanıklı ve proje ömrü 120 yıl olan betonu yapabilme özelliği taşıyor. Tüm testlerde ispatlandığı şekilde geçirimsizlik özelliğine sahip bulunan beton, C50 dayanım sınıfında yer alıyor ve denizdeki klor iyonlarının yapıya geçmesiyle oluşan korozyonu engelliyor.”
ÜRETİMİN 3’TE 1’İ İHRAÇ EDİLİYOR

Hakan Gürdal, Akçansa üretiminin üçte birinin ihraç edildiğini açıklayarak, ‘Bizim hakim olduğumuz alan daha çok deniz yoluyla ihracat. Rusya, Libya ve Batı Afrika ağırlıklı bir ihracatımız var. Çanakkale fabrikamızda kendimize ait limanımız olduğu için deniz yoluyla ihracat alanına daha çok hakimiz. Üretimimizin yaklaşık olarak üçte biri ihraç ediliyor’ dedi.
YABANCI ORTAKTAN TÜRKİYE’YE GÜVENOYU

Akçansa’nın yüzde 40’ı Sabancı Holding’e yüzde 40’ı HeidelbergCement’e ait yüzde 20’si ise halka açık hisselerden oluşuyor. Akçansa’nın ortakları Sabancı Holding ve HeidelbergCement’in uzun yıllardır büyük bir uyumla çalıştıklarını vurgulayan Gürdal, “Akçansa’nın performansına duydukları sonsuz güven ve potansiyelimize verdikleri önem, en büyük hedefleri seçmemiz ve bu hedefleri aşmamız için bizi motive ediyor. HeidelbergCement, Türkiye’ye ve pazarın potansiyeline büyük güven duyuyor. Akçansa’nın bölgesel gücüyle HeidelbergCement’in global tecrübesini aynı potada eriterek, Türkiye’de ve dünyada önemli ve kalıcı bir konum kazanmış bulunuyoruz” diye konuştu.

ENERJİ YÖNETİMİNDE ÇEVRE DUYARLILIĞI
Çimentodaki rekabetçiliğin ana unsurunun enerji yönetimi olduğuna dikkati çeken Akçansa Genel Müdürü Hakan Gürdal, “Çimentonun, üretim maliyetinin yüzde 65’i enerjiden kaynaklanan bir hammadde olması nedeniyle enerji maliyetlerinin düşürülmesi için yeni uygulama ve yatırımların hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Akçansa olarak, tüm faaliyetlerimizde enerji verimliliği ve düşük sera gazı emisyon değerlerine sahip enerji kaynaklarının kullanımına yöneliyoruz” dedi.
Akçansa’nın Çanakkale Fabrikası’nda 2011 yılında 24 milyon dolarlık yatırımla hayata geçen Atık Isı Geri Kazanım Tesisi, hem çimento sektörü adına bir ilki, hem de Akçansa’nın geleceğe yönelik yatırımları içinde en önemli adımlarından birini ifade ediyor. Yıllık 105 milyon kwh elektrik enerjisi üretilen tesiste, Çanakkale Fabrikası’nın elektrik tüketiminin yaklaşık %30’u karşılanıyor.
Yine Çanakkale’de bu yıl içinde 11 milyon TL yatırımla devreye alınan Alternatif Yakıt Hazırlama ve Besleme Tesisi de Türkiye’nin lastik parçalayarak yakabilen ilk ve tek tesisi özelliği taşıyor. Bu kapsamda fırında alternatif yakıt kullanımıyla 37.000 ton petrokok kömürü ikame edilebilecek.

BORSA PERFORMANSI YÜKSEK

Akçansa’nın Borsa performansı en yüksek şirket olduğunu, son 11 yıldır sektörde ‘en beğenilen şirket’ seçildiğini dile getiren Gürdal, İSO 500 listesinde 75’inci sırada yer aldıklarını kaydetti. Gürdal, ‘Akçansa’ya yatırım yapan hissedarlar genelde kalıcıdır ve oynama çok az olur bu yatırımcının şirketimize olan güveninin bir göstergesi’ dedi. Gürdal, çimento tüketiminde 13,5 milyon tonla Avrupa’nın dördüncü büyük ülkesi olan İspanya’dan bile daha fazla çimento tüketilen (15 milyon ton) Marmara Bölgesi’nde faaliyet gösteriyor olmanın, Akçansa için önemli bir avantaj olduğunu da ifade etti.
Gürdal, Sabancı Topluluğu şirket ve çalışanların başarılarını ödüllendirmek ve iyi uygulamaların karşılıklı paylaşılmasını teşvik etmek amacıyla bu yıl dördüncü kez gerçekleştirilen Sabancı Altın Yaka Ödülleri’nde de ‘İnsana Yatırım’ ve ‘Sinerji” kategorilerinde birincilik, ‘Pazar Odaklılık’ kategorisinde Gelişim Ödülü kazanmanın kendilerine büyük gurur yaşattığını dile getirdi.

 

İŞ MAKİNALARI SEKTÖRÜ

Pendik Green Park Otel’de gerçekleştirilen ‘Uluslararası İş Makinaları Kongresi’nin açılışında konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, iş ve inşaat makinaları sektörünün çok titiz bir şekilde Türkiye’deki gelişmeleri takip etmesi ve adımlarını buna göre atması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

”İş ve inşaat makinaları sektörü için Türkiye gerçekten büyük bir pazar, büyük bir cazibe merkezi, çok önemli bir alan. Biz son bir kaç yıldır sanayi politikalarımızda strateji planlarını uyguladığımız bir dönemi başlattık. Makina sektörü için uygulamış olduğumuz strateji belgemizde, bu sektörde Türkiye’nin bir teknoloji üssü olmasını amaçlıyoruz. Bunun içinde 39 farklı eylem ortaya koyduk. Bu eylemlerin hayata geçmesiyle birlikte sektörde mevcut olan ivmenin daha da yukarılara tırmandığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Mesela leasing işlemlerindeki katma değer vergisi düzenlemelerini içeren eylem uygulamaya geçti.

“Talebin yüzde 40’nın yerli imalatçılar tarafından karşılanmasının önemli, ama yeterli değil”

”Bizim için bu pazarı büyütmek kadar, pazarın ihtiyaçlarını Türkiye’deki üretilen iş makinalarıyla karşılamak; bu alandaki ihracat gelirlerimizi artırmak da önemli bir hedef halindedir” diyen Ergün, Türkiye’nin bu hedeflere varmasında bilinçli tercih yapılması gerektiğini vurguladı. Ergün, Türkiye’deki talebin yüzde 40’nın yerli imalatçılar tarafından karşılanmasının önemli olduğunu, ama yeterli olmadığını belirterek; bunun daha üst seviyelere çıkartılması gerektiğini kaydetti.

“Leasing bir kiralama işlemidir; badana kiralama diye bir şey yok”

Yeterli değil; biraz daha ilerletilmesi gerekiyor ve iş makinaları sektörüne önemli bir katkı sağlamış oldu. Tabi ki leasing uygulamalarında geriye gidiş oldu Türkiye’de. Neden? Çünkü leasingde istismarlar oldu. Gerçekten iş makinasını leasing yoluyla alması gereken insanlar duvarın badanasını da leasingle yaptırmaya başladılar. Leasing bir kiralama işlemidir. Badana kiralama diye bir şey yok. Ama o kadar leasingin alanını genişlettiler ki buranın dekorasyonunu bile leasing yoluyla yapmaya kalkanlar olunca, leasing sistemindeki suiistimaller sistemin geri gitmesine neden oldu. Şimdi yeniden, çerçevesi iyi belirlenerek, makina ve teçhizat alımında kullanımını, yoğunlaşmasını sağlayarak leasingdeki düzenlemeler yeniden hayatımıza girmeye başladı.”

Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük dördüncü, dünyanın en büyük on birinci büyük iş makinası pazarına sahip olduğunu ve yukarıya doğru tırmanışını devam ettirdiğini belirten Ergün, Türkiye iş makinaları pazarının dünyada Çin ve Hindistan ile birlikte en yüksek büyüme potansiyeline sahip olan bir pazar olduğunu anlattı. Ergün, Türkiye’de 7 yaş sınırında şu anda 65 bin adet iş makinası bulunduğunu ifade ederek, 2023 yılında şu anki satışları ikiye katlayarak 30 bin civarındaki satış rakamlarına ulaşılmasının hedeflendiğini söyledi.

AKKUYU İÇİN YERLİ TALEPLER

Santrale ortak olmak için Türkiye’den değerlendirdikleri 4-5 ciddi teklif olduğunu belirten Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) AŞ Genel Müdürü Alexander Superfin, Teklifleri değerlendirip en iyisini seçmek üzere ön görüşmeler yaptıklarının altını çizdi. Superfin, bekledikleri teklifleri aldıklarını belirterek, “Belki sözleşme aşamasına varılmış olacak” dedi. Santrala ortak olmaya ilgiyle yaklaşan taraflarla ön görüşmeler yaptıklarını ifade eden Superfin, “Şuan itibariyle Türkiye dışından yatırımcı olarak bu işin içine dahil olmak isteyen, en azından ciddi ve değerlendirmeye alınabilecek tekliflerde bulunan kimse yok” dedi.

MODERN SULAMAYA DESTEK

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, kırsal kalkınma yatırımları kapsamında üreticilere modern basınçlı bireysel sulama tesisleri ve makine ekipmanları için yüzde 50 hibe desteği verecek. Bu kapsamda gerçek kişiler için 100 bin liraya, tüzel kişiler için 200 bin liraya kadar hibe alınabilecek.

1 Haziran 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan sulama makine ve ekipmanlarının alımının desteklenmesine ilişkin usul ve esasları belirleyen tebliğle Bakanlık, modern basınçlı bireysel sulama tesisleri ve makine ekipmanlarının kullanımını yaygınlaştırmayı; daha kaliteli ve pazar isteklerine uygun üretim yapılmasını, kalite ve miktar açısından suyun korunmasını, zor şartlarda çalışan üreticilerin işlerini kolaylaştırmayı ve üretim maliyetlerini düşürmeyi hedefliyor.

Üreticiler tebliğde belirtilen 7 ayrı yatırım konusunda hibe alabilecek. Tarla içi damla sulama, tarla içi yağmurlama ve tarla içi mikro yağmurlama sulama sistemi kurulması, lineer sistem yağmurlama sulama makinesi alınması, center pivot sistem yağmurlama makinası alınması, tamburlu sistem yağmurlama makinası alınması ve güneş enerjili sulama sistemleri kurulmasını kapsayan yatırım konularında üretici Bakanlık tarafından desteklenecek.

HİZMETİMİZİN BENZERİ YOK

Mundes Makine, uzun yıllardan beri edindiği tecrübeler ve sürekli gelişen yapısıyla verimliliği ve iş güvenliğini artıran, maliyetleri düşüren ve yapılan işlerin daha iyi kontrol edilmesini sağlayan yüksek kalite standartlarına sahip yenilikçi ürünlerin satış, montaj ve servis hizmetlerini veriyor. Satışını gerçekleştirdiği otomatik bakım, aktif güvenlik ve kontrol sistemleri çok yüksek veya çok düşük sıcaklıkların, aşırı yüksek titreşim ve her türden kirliliğin yoğun olarak bulunduğu zorlu şartlar altında çalışan iş makinaları, kamyonlar, otobüsler, forkliftler ve endüstriyel uygulamalar için mükemmel bir performansı garanti ediyor. Müşterileri için zamanın ve maliyetlerin önemini her zaman ön planda tutan Mundes Makina, sunduğu ürün ve hizmetlerin kalitesinden ödün vermeden daha düşük maliyetle verimliliğin artmasına katkı sağlamayı kendine amaç edindi.

Firmanızın yapılanmasından bahseder misiniz? Nerede, ne zamandan bu yana faaliyet gösteriyorsunuz?

2009 yılı Parda için talihsiz bir yıl oldu ve firma kapanmak zorunda kaldı. Bu işi mükemmel bir şekilde yapan ve bilen ekip olarak Groeneveld BV’nin de bize verdiği destekle kendi firmamız Mundes Makine ile Groeneveld ürünlerini sunmaya devam ettik. Yeni firmamızla İstanbul-Maltepe’de hizmet vermekteyiz.

Ürün gamınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Merkezi Yağlama Sistemleri konusunda hangi ürünleriniz mevcut?

Groeneveld, özellikle iş makinaları ve nakliye sektöründeki müşterileri için verimliliği artıran ve yapılan yatırımların uzun yıllar kullanılmasına destek veren ürünler konusunda dünyanın lider firmalarından biridir. Dünya üzerindeki tüm üretici firmalara hizmet vermektedir. Ürün gamını, otomatik bakım ve aktif güvenlik ürünleri şeklinde iki ana grupta toplamıştır. Otomatik bakım ürünleri; farklı uygulamalar için otomatik yağlama sistemleri ve oilmaster-motor yağ seviye kontrol ve tamamlama sistemini kapsıyor. Aktif güvenlik ürünlerinde ise hız sınırlayıcılar-forkliftler, iş makinaları ve diğer tüm araçlar için greensight geri manevra algılama sistemi var.

Groeneveld, en büyük gelirini otomatik bakım ürünlerinden elde etmektedir. Otomatik yağlama sistemleri de bu grubun en rağbet gören ürünleridir. Farklı uygulamalar için tasarlanmış otomatik yağlama sistemlerimizle en zorlu şartlar altında çalışan makinalarda bile sadece Türkiye’de değil, dünyaya da benzeri olmayan bir hizmeti müşterilerimize sunuyoruz. Özellikle ağır hizmet tipi Twin otomatik gresleme sistemimiz, kesinlikle tıkanmayan ve servis gerektirmeyen yapısıyla fark yaratmaktadır. Müşteri ziyaretlerimiz sırasında edindiğimiz bilgilere göre sürekli yaşanan tıkanmalar ve sürekli yedek parça ihtiyacının Twin otomatik gresleme sisteminde olmaması bizler ve müşterilerimiz için büyük keyif yaşatıyor.

Hangi firmalarla iş ortaklıklarınız bulunuyor? Piyasaya sunduğunuz çözümler daha çok hangi alanlarda kullanıyor?

Groeneveld otomatik yağlama sistemlerini daha çok iş makinaları, otobüs, kamyon ve kamyon üst yapı uygulamalarında görebilirsiniz. Türkiye’nin önemli otobüs üreticileri Otokar, Temsa, BMC, Anadolu Isuzu, Güleryüz Karoseri ve TCV ürettikleri şehir içi belediye otobüslerinde Groeneveld otomatik yağlama sistemlerini tercih etmektedirler. Bununla beraber Türkiye’nin en önemli firmalarından biri olan Hidromek ürettiği ekskavatörlerde Groeneveld Twin otomatik yağlama sistemini 2004’den beri kullanmaktadır. 2013 yılında ASC Türk ile başlattığımız iş birliğimiz hızlı bir şekilde meyvelerini vermektedir. Bu üreticilerin hepsi sadece garanti süresinde değil, çok daha uzun yıllar sistemlerimizle ilgili herhangi bir sorun yaşamamışlardır. İş makinalarının ve otobüslerin yağmurlu, çamurlu, riske ve hasara açık ortamında dahi mükemmel çalışan otomatik gresleme sistemlerimizle son yıllarda çeşitli endüstriyel uygulamalarda da mükemmel sonuçlar almaya başladık. Art arda gelen yeni siparişler bizim için oldukça memnuniyet vericidir.

Firmanızı sektördeki diğer markalardan farklı kılan nedir?

Gerçekten çok önemli ve değerli rakiplerimiz var. Ancak piyasadaki diğer tüm markaların hepsinden farklı çalışan tek sistemiz. Yıllardır Groeneveld ürünlerini kopyalamak isteyen birçok firma ciddi tazminatlarla karşı karşıya kaldı. Ürünlerimizin hepsi patentli ve korumalıdır.  Otomatik yağlama sistemleri, makinaların verimliliğini artıran önleyici bir bakım ürünüdür. Dolayısıyla bakım için kullanılacak bir ürünün ekstra bir bakıma ihtiyacı olmamalıdır. Groeneveld otomatik yağlama sistemlerini bu mantıkla üretmiştir. Piyasadaki diğer bütün sistemlerin, otomatik yağlama sistemi kullanıcılarının günlük işlerini etkileyecek tıkanma ve bozulma gibi sıkıntısı yoktur.

Bir otomatik gresleme sistemini tesisinize yerleştirdiniz; ancak sık sık tıkandığı için tesisi veya makinayı durdurmak zorunda kalıyorsunuz. Bu Groeneveld’de hemen hemen hiç yaşanmamaktadır. Sistemlerimiz, piyasadaki diğer bütün sistemlerin aksine farklı bir prensiple çalışmaktadır. Kullanıcılar, bir rakipten diğerine geçerken aslında hiçbir farklılık yaşamıyorlar. Yine aynı sorunları; tıkanmalar, pompalama elemanı bozukluğu, pahallı servis maliyetleri gibi problemleri yaşanmaya devam ediyor.

Groeneveld otomatik gresleme sistemleri, operatör veya yağcı konu hakkında yeteri kadar bilgisi olmasa bile mükemmel bir şekilde hizmet vermektedir. Sistemlerimizle otomatik yağlama işlemi çok büyük oranda kontrol altında olduğundan ve müşterilerimize satış sonrasında en kolay söylenen açıklama “kullanıcı hatasını” ispat edebildiğimizden kullanıcıların güvenini ciddi oranda kazanıyoruz.

Fiyatlar açısından da oldukça farklı olduğumuzu söylemek isterim. Müşterilerimizin beklentisinin çok iyi farkındayız. Fiyatlarımız oldukça uygun ve servis hizmet ve bakım bedellerimiz oldukça düşük. Yağlama sistemimizde kolay kolay da arıza yapmadığından müşteriler bu bedellerle kolay kolay karşılaşmıyor.

“Bakım için kullanılacak bir ürünün ekstra bir bakıma ihtiyacı olmamalıdır. Groeneveld otomatik yağlama sistemlerini bu mantıkla üretmiştir.”

Firmalar sorun yaşamaması için nelere dikkat etmeli?

Özellikle zorlu şartlarda çalışan makinalarda bir otomatik gresleme sistemi yatırımı yaparken, sadece ilk yatırım maliyetine odaklanmak her zaman en iyi sonucu doğurmaz. Yüksek bakım ve çalıştırma maliyetlerinden, pahalı ve yetersiz servis desteğinden, makinalarda oluşabilecek hasarlardan dolayı sadece düşük fiyat için herhangi bir otomatik gresleme sistemi satın almak; paranızın heba olmasına neden olabilir. Bu nedenle odağınızı değiştirin. Makinaya sahip olma toplam maliyetini gerçekten iyi anlayabilmek ve uygulayabilmek için hedefimizi sadece satın almaktan çok kazanca kaydırmalısınız. Makinanıza sahip olma toplam maliyetini düşürmek için Groeneveld otomatik gresleme sistemleriyle size kazanç sağlayacak unsurlar şunlardır; güvenli ve uzun ömürlü bir çalışabilirlik süresi, kalite, güvenlik ve çevresel koruma, maliyeti direk düşüren ürün ve dünya çapında müşteriye özel bir satış sonrası ağı.

Pazar payınızı artırmak için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Pazarda payımızı artırmak için pazarlama ve satış faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca sektörün önemli oyuncularıyla birlikte hizmetimizi yaygınlaştırıyoruz. Ama bundan çok daha önemlisi müşterilerimizin güvenini kazanmak birincil hedefimiz. Sahip olduğumuz müşterilerimize en iyi hizmeti sunuyoruz. Bizim için sistemlerimizle sorun yaşayan bir müşteri yeni bir müşteriden çok daha önemli. Memnun müşterilerimiz yardımıyla birçok yeni müşteriler ediniyor ve büyüyoruz.

Size göre sektörün en büyük problem nedir?

Makinanın toplam sahip olma maliyetine odaklanmamak. Sektörün en önemli sorunu birkaç yıl öncesine kadar bu konuda yaşanan bilinçsizlik diyebilirdim. Ancak son yıllarda Türkiye’nin gelişen yapısı araştıran ve sorgulayan müşterilerin artmasına sebep olmuştur. Artık sırf adı ‘Otomatik yağlama sistemi’ diye herhangi bir ürünü müşterilerimiz kabul etmiyor. ‘Ürettiğim ve kullandığım makinamı ne kadar uzun süre kullanabilirim ve kimin tarafından üretildi?’ diye düşünüyor. Bu da bizim gibi fark edilebilir hizmet veren firmalar için oldukça önemli.

ŞEHMUS MUNGAN KİMDİR?

Mardin doğumlu. Sırasıyla Kadıköy Anadolu Lisesi, Mimarsinan Üniversitesi Matematik bölümü ve İstanbul Üniversitesi Uluslararası İşletme programından mezun oldu. 2005 yılında Groeneveld ürünlerini Türkiye temsilcisi Parda A.Ş.’de hız sınırlayıcı sistemler ve otomatik yağlama sistemleri satışına başladı. Şu anda Mundes Makine’nin  Satış ve Pazarlama Müdürü sektöre hizmet veriyor.

Söz konusu sorunlara yönelik sizce ne gibi çözümler gerekiyor?

Sektörün bilinçlenmesi için en önemli unsur, bu tarz yayınların artması ve süreklilik göstermesi.

“Farklı uygulamalar için tasarlanmış otomatik yağlama sistemlerimizle en zorlu şartlar altında çalışan makinalarda bile sadece Türkiye’de değil, dünyaya da benzeri olmayan bir hizmeti müşterilerimize sunuyoruz.”

UYUŞTURUCU ÇETESİNE BASKIN

Mersin Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, belirlediği uyuşturucu satıcılarını yakalamak için 9 ay süren bir çalışma başlattı. Uyuşturucu satıcılarını takip eden ekipler, Mersin başta olmak üzere Hakkari, Van, İstanbul’da 20 adrese eşzamanlı operasyonlar gerçekleştirdi. Aralarında avukat S.G.’nin de bulunduğu 12 kişi gözaltına alındı.

Mersin’de narkotik ekipleri, içinde bir avukatın da bulunduğu uyuşturucu çetesine yönelik baskın gerçekleştirdi. Operasyonda, 12 kişi gözaltına alınırken, uyuşturucu yapımında kullanılan makina ile çok miktarda uyuşturucu hap ve eroin ele geçirildi.

Olayla ilgili uyuşturucu imalatı ve ticareti yaptığı iddia edilen, aralarında avukat S.G.’nin de bulunduğu 12 kişi, emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Öte yandan, söz konusu operasyonun önceki ayağında ise 8 kişinin daha önce tutuklandığı öğrenildi.

Operasyonda, piyasa değeri 270 bin lira olan 9 kilogram eroin ile 3 milyon lira olan 3 bin adet extacy hap ile bu hapların yapımında kullanılan 500 gram amfetamin, 500 gram metamfetamin maddesi ele geçirildi. Mersin merkez Mezitli ilçesi Viranşehir Mahallesi’nde ele geçirilen ve uyuşturucu hapların yapımında kullanılan makina ise polisleri hayrete düşürdü. Uyuşturucu satıcılarının hammadde ile bu makinada uyuşturucu hapları üreterek piyasaya sürdükleri tespit edildi.

MAKİNA SEKTÖRÜNÜN ÜRETİMİ

İSO: Makine sektörünün üretimi toplam sanayi üretiminden hızlı artıyor
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Tanıl Küçük, makine sektörünün üretiminin toplam sanayi ve imalat sanayiine oranla daha hızlı arttığını açıkladı.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Tanıl Küçük, makine sektörünün üretiminin toplam sanayi ve imalat sanayiine oranla daha hızlı arttığını açıkladı. Küçük, sektörün, toplam imalat sanayi katma değeri içindeki payının üretim içindeki payından Yaklaşık yüzde 20 daha yüksek olduğunu bildirdi.

İSO’nun hazırladığı ‘Makine İmalat Sanayi Sektörü’ raporunun tanıtım toplantısında konuşan Tanıl Küçük, makine imalat sanayinde önemli gelişmeler kaydedildiğini aktardı. İSO Başkanı, sektörün ürettiği yatırım ve ara malları ile diğer hizmetlerin üretim kabiliyetlerini belirlediğinin ve ekonomik gelişmede çarpan etkisi yarattığının altını çizdi.

Küçük, şunları ifade etti: “Makine imalat Sanayii, istihdam bakımından toplam imalat sanayi içinde ilk sıralarda yer alıyor. Yatırımlarda da inşaat sektöründen sonra yüzde 18,4’le ikinci sırada bulunuyor. Bu sektörün kat ettiği mesafe, dış ticaret verilerine de yansımaktadır. Sektörün 2003 yılında 2,2 milyar ABD Doları olan ihracatı, beş yılda 3,6 kat artarak, 2008’de 7,6 milyar ABD Dolarına ulaşmıştır. 2009 yılında ise, krizin etkisiyle, bu miktar, 6 milyar ABD Doları civarına gerilemiştir.

Makine sektörü, üretilen ürünlerin çeşitliliği nedeniyle, kendi içinde, çok fazla alt sektör içermektedir. Çalışmamızda, 21 alt sektör incelenmiştir. Makine sektörü hem genel olarak, hem de bu 21 alt sektör çerçevesinde, uluslararası karşılaştırmalarla analiz edilmiştir. Zira makine imalat sanayinde de, son yıllarda birçok sektörde olduğu gibi, bir göç hareketi yaşanmaktadır. Bir yandan Avrupa Birliği, ABD gibi gelişmiş ülkelerde artan işgücü maliyetleri ve çevre faktörü, diğer yandan, Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerin atlımı sektörün üretim merkezlerinin yer değiştirmesine neden olmaktadır.”

İSO Başkanı Tanıl Küçük, gelişmiş ülkelerin kaybettiği düşük ve orta teknoloji alanında pazardan pay kapmaya çalıştığını belirtti. Bu ülkelerin arasına Türkiye’nin de katıldığını vurguladı.

Başkan Küçük, makine imalat sanayi için geliştirilen stratejileri de şöyle sıraladı:

– Özgün, kaliteli, katma değeri yüksek, uluslararası pazarlarda bilinen ve aranan makine ve teçhizat üretimini gerçekleştirmek

– Ülkede istihdam yaratılmasına katkıda bulunmak

– Hızla gelişen teknolojilere sahip olmak ya da geliştirerek uluslararası düzeyde Ar-Ge yapar duruma gelmek;

– Stratejik amaç ise güçlü güvenilir ekonomik ölçeği yakalamış makine ve teçhizat imalatçısı olmak.

Sektörün sorunlarına da değinen Başkan Küçük, “Bu problemlerin bazıları, finansman ve sermaye yetersizliği, ölçek ekonomisinden uzak işletme büyüklükleri gibi, aşağı yukarı, sanayimizdeki tüm sektörleri olumsuz etkileyen genel problemlerdir. Bunun yanında sektöre özgü problemler de bulunmaktadır.” dedi.

Makine sektörünün güçlü yanları ile önündeki imkânlardan söz eden Tanıl Küçük, Avrupa Birliği’nin sektörden uzaklaşma eğiliminin ve Türkiye’nin otomotiv ve yan sanayideki büyüme kapasitesinin önemli bir fırsat olduğunu dile getirdi.

VOLVO

Volvo İş Makinaları, Auto Sueco Coimbra Grup ile imzaladığı anlaşma ile Türkiye’deki Volvo iş makinalarının dağıtım, satış ve satış sonrası hizmetleri sorumluluğunu ASC Grup’a vermiş ve böylece Türkiye’deki varlığını güçlendirmiş bulunmaktadır. 

ASC Grup, Volvo’nun en büyük ve en başarılı iş ortağı olup, Türkiye’de de iş makinalarının satış ve satış sonrası tüm sorumluluğunu alarak, diğer pazarlarda yarattığı güçlü imajını, sağlayacağı hizmetler ile Türkiye’de de gösterecektir.ASC Grup, halihazırda Amerika, İspanya, Portekiz başta olmak üzere bazı Afrika ülkelerinde de Volvo ürünlerinin temsilciliğini yapmaktadır. 

Bugün, Volvo Otomotiv Türk Ltd Şti., iş makinaları, kamyon, deniz ve jeneratör motorları olmak üzere farklı bölümlerden oluşmaktadır. Bu yeni yapılanmayla birlikte Volvo Otomotiv Türk şirketi, ASC Türk olarak aynen devam edecek olup, diğer adı geçen iş birimleri yeni bir Volvo şirketi altında toplanacaktır. 

Volvo İş Makinaları başkanı Lars Haglund da yaptığı açıklamada “Bu anlaşma ile Türkiye’de sağlayacağımız yeni gelişmeler adına büyük heyecan duyuyoruz. Türkiye, Volvo İş Makinaları ve ASC Grup için çok önemli bir Pazar durumundadır. Bugüne kadar sağlanan başarılar, bundan sonraki yatırım planları da dikkate alındığında bize heyecan vermektedir ve pazardaki etkinliğimizin daha da artacağının göstergesidir” dedi.

ASC Grup başkanı Ricardo Mieiro yaptığı açıklamada, “Global krizin dünyada  her tarafı olumsuz  etkilediğini görüyoruz ancak Türkiye pazarı, kayda değer   iyileşme gösteren nadir pazarlardan biri durumundadır ve pazar şartlarının iyileşmeye devam etmesini bekliyoruz ” dedi.