ATIK ISIDAN ENERJİ ÜRETMEK

Maliyetlerinin %70’e yakınını enerjinin oluşturduğunu söyleyen Nuh Çimento Fabrika Direktörü Hayrettin Şener, “Sadece fırın değil, değirmen ve malzeme taşıma sistemleri de büyük elektrik enerjisi tüketen sistemlerdir. Buralardaki tasarruf olanaklarını iyi değerlendirmek gerekir. Atık ısıdan enerji üretme çalışmalarımıza büyük önem veriyoruz. Bu kapsamdaki projemiz beş ay sonra devreye alınacak” dedi.

Ülkemizin en büyük çimento fabrikasında bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. Önce yer seçimi ile başlayalım; Hayrettin bey fabrikanız neden Hereke’de?
Hayrettin Şener:  Çimento fabrikalarının hammadde kaynaklarına yakın olması taşıma maliyetlerini düşürmek amacıyla yapılan bir tercihtir. Hammadde içindeki % 35 oranındaki karbondioksit proses esnasında uçurulduğu için yer seçimi elverir ise fabrika hammadde kaynağına yakın seçilir. Bu kaynağın dibi de olabilir, üç kilometre yakını da olabilir. Ayrıca deniz kenarındayız, limanımız sayesinde sevkiyat kolaylığımız var, en büyük tüketim merkezi İstanbul’a da hayli yakınız.

Rezerv miktarı da önemli midir, buradaki rezerv ne kadar?
Hayrettin Şener: Rezerve şöyle bakarız; öncelikle ruhsat alındığı anda işlemeye elverişli olan rezerv miktarı dikkate alınır. Bir de madende ruhsat süresi bittikten sonra kullanılabilecek rezerv bulunabilir. Çimento fabrikalarının fizibilitesi yapılırken en az 50 yıllık rezerv aranır. Bundan daha az miktardaki hammadde potansiyeli bugünkü koşullarla yatırım yapmayı ekonomik kılmaz. Burada 300 milyon tonun üzerinde rezerv var. Bu hesaplamalar ampirik formüllerle yapılmış olduğu için daha fazla da olabilir. Bizim yıllık tüketimimiz yedi milyon ton olduğu için daha geride 40-50 sene arası yetecek rezervimiz var.

Bu konu kapasite ile de ilişkili, kapasite artışı düşünüyor musunuz?

Hayrettin Şener: Yüzde kırk kapasite artışı yapma planımız var. Bu amaçla ÇED raporu müracaatımız oldu, bekliyoruz.  Altı ay içinde neticeleneceği düşüncesindeyiz.

Çalışma hayatınız içinde üründe, üretim teknolojisinde çok değişiklik oldu mu?

Hayrettin Şener: Ürün her zaman ürettiğimiz Portland Çimentosu, pek değişiklik yok. Tabii kullanım yerlerine göre ufak tefek değişiklikler, içine eklenen katkı maddeleri var. Çimento bir ara ürün. Nihai ürün beton olduğu için betonun kullanım amacına göre çimentonun da değişebilen özellikleri bulunuyor. Çimento içine alçı taşı katılıyor, bu madde alçıdan farklıdır ve donma süresini erteleme amacıyla katılır.

Portland ismi nereden gelmiş?

Hayrettin Şener: İngiltere’deki Portland şehrinde ilk defa üretilmiş olduğu için adı oradan gelmiş. Üretim teknolojilerine gelirsek orada çok büyük değişiklikler var. 1911 yılında 20.000 ton klinker üretimi ile başlanmış. Klinker yarı mamuldür. Klinkere %5 dolayında alçı taşı eklenip öğütülürse çimento elde ederiz. Çimento üretim teknolojisi konusundaki değişiklikleri iki kategoride toplayabiliriz. Bunların ilki ürün kalitesini iyileştiren teknolojiler, ikincisi de enerji verimliliği getiren teknolojilerdir. İlk kategoriye örnek olarak klinker soğutucuları verebiliriz. Klinkerin çok hızlı soğutulması içindeki kristal yapıyı farklı hale getirmektedir. Kristal yapı çimento mukavemetinin artmasını sağlar. Bunun için soğutmanın çok hızlı olması gerekir, bu işlem eskiden beri yapılmakta olan bir işti ancak şimdi bunu daha verimli yapıyoruz. Primer hava, sekonder hava ve tersiyer hava dediğimiz fırına verdiğimiz değişik havalar var. Fırında kalsinasyon, sinterleme ve soğutma bölgeleri var. Bu sistemlerin teknolojileri ve verimleri bir hayli değişti. Kalsinasyonu dikeyde yaparsak daha fazla verim alırız düşüncesi ile ön kalsinasyon uygulamaları başladı. Adına prekalsinasyon dediğimiz bu çalışma ülkemizdeki çimento fabrikalarının pek çoğunda mevcut. Bu arada Türkiye’de çimento üretiminin 1911 yılında Eskihisar’da başlamış olduğunu ve 100. Üretim yılını 2011’de kutlamış olduğumuzu belirteyim.  Prekalsinasyon yaparak öncelikle kapasiteniz artıyor. Yaklaşık 1200 tonluk bir fırın 3.000 tona kadar çıkabiliyor. Yaklaşık %120 artış oranı yakalanıyor diyebiliriz.

Çimento çok hafif ve ince bir malzeme değil mi?

Hayrettin Şener: Pudra kadar değil! Çimentonun hacmini kapladığı ağırlık 3,4g/cm3’tür. Ancak döküm ağırlığı suya yakındır. İnceliği elek analizi ile ölçeriz veya blain dediğimiz toplam tanelerin yüzey alanı ile değerlendiririz.

Soluyunca vücutta problem yaratmıyor değil mi?

Hayrettin Şener: Yaratmaz,  ben 33 yıldır bu sektördeyim en küçük bir zarar söz konusu değildir. Bu nedenle oğlum da çimentocu olmuştur. Ancak yüksek serbest silisli malzemeler zararlıdır. Çimentoda böyle bir malzeme yoktur.

Çimento temelde bir bağlayıcıdır değil mi?

Hayrettin Şener: Hidrolik bağlayıcıdır, agregayı bağlar bunun yanında hacim de kazandırır. Ancak değişik mukavemet, elastiklik, gözenekler gibi konular gündeme gelir. Bunların hepsi betonla ilgili özelliklerdir.

Mürsel Kaya : Agreganın boyutları, basınca dayanımı önemlidir.

Deve kuşu yumurtası mı daha iyi bağlayıcıdır, çimento mu? Ayasofya çimentosuz yapılmış ve çok başarılı!

Hayrettin Şener: Dünya çimento üretiminin 2012 yılında 3,2 milyar ton olması öngörülüyor. Bu rakam çimentoya duyulan gereksinimi gösteriyor.  Buna eşdeğer yumurta üretimine olanak bulunmuyor. Yumurta akı kötü değil, fakat çimento ile çok değişik betonlar oluşturulabiliyor. Örneğin yumurta ile yüksek bina yapılabileceği kuşkuludur.  Yollar, viyadükler, barajlar, altyapı hep farklı özelliklerde beton, dolayısıyla çimento ile yapılabilir.

Mürsel Kaya: Dünyada en çok bulunan, en yaygın dördüncü malzeme ile yapıldığı için çimentonun hegemonyasını ortadan kaldırmak da neredeyse imkansızdır.  Çünkü bu bolluk ucuzluğu da beraberinde getiriyor.

Hayrettin Şener: 20 ton çimento 2.000 TL. Bu paraya bir çamaşır makinesi ile bir fırın alabilirsiniz. Oysa 20 ton çimento ile kaç kat bina yaparsınız.
Hayrettin bey dünyanın ilk gemi fabrikalarının çimento fabrikaları olduğu söylenir. Bu konuda açıklama yapar mısınız?

Hayrettin Şener: Barge dediğimiz üretim tesisleri römorklarla çekilip bir yere taşınır ve orada çimento üretirlerdi. Bir de 90’lı yıllarda kitaplara konu olan bir uygulama vardı;  çimentonun nakliyesini ucuzlatmak için gemi yapıp içine çimento fırını monte etmişler. Nerede çimento lazımsa gemi oraya yola koyulur, yolda da üretim yapılırmış. Taşıma ile üretimi eşzamanlı yapan bir uygulama. Ancak bugün ekonomik değil. Eğer deniz kenarına yakın bir yerde üretiyorsanız zaten nakliyesi fazla bir şey fark etmez.

Bir de size çimento fırınlarında eski araba lastiklerini yakma konusunu sormak istiyorum. Var mı böyle bir şey?

Hayrettin Şener: Var! Eskimiş lastikleri yakarak hem onlardan kurtuluyoruz, hem de ısıl değerlerinden yararlanıyoruz.

Çevreye zararı olmuyor mu?

Hayrettin Şener: Olmaması için gereken önlemleri alıyoruz ve Çevre Bakanlığı tarafından denetleniyoruz.
Elektro filtrelerimiz eski yıllardan beri kullanılıyor. O zamanki filtreler 400mg’a kar toz tutabiliyorlardı. Sonraları bu rakam 50mg’a kadar düşürüldü. Ondan aşağı da pek düşmüyor. Ancak şimdi kombi sistem kullanıyoruz.  Nihai çözüm olarak elektro filtreleri kaldırıp torbalı filtreleri kullanmaya başladık. Bugün emisyon sınırları 50mg/m3’tür. Şu anda torbalı filtrelerde sınır değerin beşte biri gibi çok iyi bir noktaya gelmiş durumdayız. Biz üretimde değişik filtreler kullanıyoruz. Bir kere öğütülmüş hammaddeyi tutan filtre var. Bir de ürün piştikten sonra çıkan tozu tutan filtre de var. Bu birinci filtre torbalı tiptir. İkinci filtre çıkan gazın sıcaklığının 300C olması nedeniyle torba dayanamıyor bir de tane çaplaları milimetre  mertebesinde, yani çok iridir, torbaya gerek de yoktur.

Çevre Bakanlığı çimento fabrikalarının bacalarındaki filtreleri Internet üzerinden izliyor mu?

Hayrettin Şener: Çoğu fabrikanınki izleniyor. Valilik ve il çevre müdürlüğüne bağlı sistemler ile izleme yapılıyor. Biz onların ne gördüğünü görmüyoruz, ancak biz kendimiz izliyoruz. Bu değerlerin ölçümü yeterli değil, verileri aktaran yazılım da önemli. Bakanlık 2013 haziranına kadar herkesin online izlenebilir hale gelmesini istiyor.

Mürsel Kaya: Yalnızca lastik değil, Kocaeli’nin tüm evsel atığından elde edilen arıtma çamurlarını kurutup yakıyoruz. Böylelikle bu atıkları ortadan kaldırıyoruz.

Bu çok değerli bir işlev ve çok değerli bir sosyal sorumluluk! Bir zamanlar Ümraniye çöplüğü patlamıştı, burada bunun olmayacağını anlıyoruz.
Mürsel Kaya: Sosyal sorumluluk çok önem verdiğimiz bir konu. Vakfımız neredeyse her yıl bir okul yaptırıyor.

Muhteşem! Şirketlerin sadece istihdam, vergi gibi katma değerlerle bulundukları çevrelere katkıda bulunmaları yeterli görülmüyor, sosyal fayda yaratmaları da bekleniyor günümüzde. Siz de bunu en iyi yapan bir örneksiniz. Kutlarız! Şöyle de bir söylenti var; AB ülkeleri çevre kirliliği nedeniyle kendi topraklarında çimento fabrikası istemiyor ve üretim yaptırmıyorlar şeklinde. Bu konudaki görüşünüz nedir?

Hayrettin Şener: Eğer yeni inşaat yapmıyorsanız, çimento talebi olmaz. İspanyayı örnek alırsan kişi başı yıllık tüketim yıllık 1.220kg’dan 470kg’a düşmüş. Çünkü inşaat sektörü doymuş. Bu tür durumların gerçekleştiği her yerde çimento üretimi zayıflar. Sonuçta da benzer söylentiler çıkar.

Ülkemizdeki durum nedir?

Hayrettin Şener: Bu vesile ile belirteyim rekabet yasağı nedeniyle istatistikler ancak iki ay sonra yayınlanır. Ülkemizde durum 758 kg dolayındadır. Daha önümüzde çok yol var. Yollarımız, barajlarımız, kentsel dönüşüm projelerimiz var daha. Buna göre tahmin yaparsak kişi başı tüketim 1.000kg’a çıksa 20 milyon tonluk kapasite artırımı yapmamız gerekecektir.

Ülkemizde kaç fabrika var?

Hayrettin Şener: Ülkemizde 48 fabrika var. Bazı firmaların birden fazla fabrikası var, firma sayısı da 24 adettir.

Paketleme hala 50kg’lık paketler şeklinde mi?

Hayrettin Şener: Artık 25kg’lik da yapılıyor ve oraya doğru hızla gidiliyor. Avrupalılar böyle yapınca biz de örnek almaya başladık.

Bunun ne gibi etkileri olur Hayrettin Bey?

Hayrettin Şener: Bir kere kağıt maliyetleri artar, ancak bununla kalmaz elleçleme maliyetleri de artış gösterir. Örneğin 10 ton çimento alan kamyon birinde 200, diğerinde 400 torba yükleme yapar. Bu da elleçlemeyi daha pahalı hale getirir.

Dökme taşıma azaldı mı?

Hayrettin Şener: Tam tersine arttı. 1970 yılında %80 torbalı, %20 dökme taşıma yaparken bugün oranlar tam tersine döndü.
Mürsel Kaya: Artık İstanbul’da torba çimento ile inşaat yapmak yasaklanmış bulunmakta. Ancak sıva tamiratı vb. için torba kullanılıyor.

Hammadde dışında en çok nereye harcama yapıyorsunuz?

Hayrettin Şener: Kesinlikle yakıta ve elektriğe harcama yapıyoruz. En büyük iki gider kalemimiz bunlar.  Maliyetimizin %70’ini oluşturuyor. İşçilik kalan %30 içinde.

Enerji verimliliği projelerine gelelim, neler yapıyorsunuz?

Hayrettin Şener: Enerji verimliliği de çok büyük önem taşıyor.  1 kilogram klinker üretmek için yaklaşık 800 kilo kalori enerji tüketilir. 1 ton çimento üretmek için ortalama 100kw elektrik tüketilir. Şöyle açıklayayım; grubumuzun burada bir enerji üretim tesisi var. Ürettiğimiz enerjiyi satın alıyoruz. Ancak almak zorunda değiliz, daha ucuza satan bir yer bulursak tercihimizi değiştirebiliriz. Asıl önemli olan ise atık ısıdan enerji üretme çalışmalarımız. Bu kapsamdaki bir projeyi beş ay sonra devreye alacak şekilde yürütmekteyiz. Maliyetlerimizi %70’e yakını enerji maliyetidir. Sadece fırın değil, değirmen ve malzeme taşıma sistemleri de büyük elektrik enerjisi tüketen sistemlerdir. Buralardaki tasarruf olanaklarını iyi değerlendirmek gerekir. Bu yönde gelişen teknolojileri de yakından izleyip uyguluyoruz.  Enerjinin bir maliyet bileşeni var, bir de atmosfere salınan karbondioksit bileşeni var. Her ikisinin de azaltılması gerekir. Ülkemiz dünyada ihracat lideri ve dünya üretim liginde beşinci. Gerçi birinci olan Çin ile kıyaslanamayız, biz 70 milyon ton üretirken onlar 1,7 milyar ton üretiyorlar.

Mürsel Kaya: Dışarı attığımız sıcaklığı 270- 350C arasında değişen ısıdan düşük basınçlı buhar üreten ve onunla da türbinleri döndüren bir sistemimiz olacak.

Hayrettin Şener: Şu anda Aşkale ve Akçansa Çanakkale bizim gibi bu projeyi devreye almış durumdalar. Halihazırda yatırımları devam etmekte olan dört tane fabrika da çalışmasına bu şekilde başlayacak. Bu sistem şu anda dünyada 520 fabrikada var. Bunun 445 tanesi Çin’de, 23 tanesi Japonya’da, 13 tanesi Hindistan’da, iki adet ile biz de listedeyiz. Biz Çimento Müstahsiller Birliği olarak araştırma yaptık; ülkemizdeki 75 fırının 62 tanesi böyle bir tesisi yapabilecek kapasiteye sahip. Bu çalışmalar yapılsa Türkiye’de 270 MW’lık bir enerji kapasitesi doğmuş olacak. Bu havaya atılan ısıyı kurtarmak demek ve çok önemli bir tasarruf konusu, çünkü elektrik enerjisi tüketimimizin dörtte birine karşı geliyor.

Konveyör sıyırıcıları ne kadar önemli sizin için?

Mürsel Kaya: Çok önemli. Çünkü sıyırıcı kullanmaz isek malzeme yere dökülüyor ve temizleme için işçilik bedeli ödüyoruz. Sıyırıcıların hem işlerini iyi yapmaları gerekiyor, hem de ucuz olmaları gerekiyor. Eğer işlerini iyi yapamaz iseler verimlilik kaybımız oluyor. Ayrıca çok sert olurlarsa bandın aşınmasına neden olurlar. Dolayısıyla sıyırıcılarda hem bir malzeme knowhow’ı var, hem de geometri know-how’ı var. Bunları Martin Engineering firmasının ürünlerinde çok iyi biçimde buluyoruz. 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s