KİLİTLİ PARKE TAŞI MAKİNESİ

Dış mekanların en çok kullanılan parke taşı olan Kilitli Parke Taşı, döşeme taşı olarak da kullanım alanı geniştir. Bir çok toplu konut alanlarında rahatlıkla kullanılan ve her türlü mimariye uyum gösteren Kilitli Parke Taşı, sağlamlığının yanı sıra dekoratif görünümüyle de ihtiyacınızı en iyi ve en ucuz şekilde karşılamaktadır. Özellikle şehir içi yol ve tretuar kaplamalarında, sanayi alan ve yollarında, araç park alanlarında, ticari merkezlerde, fabrika çevreleri ve benzeri yoğun çalışmalara maruz kalan bölgelerde yıllarca bozulmadan kullanabileceğiniz Kilitli Parke Taşı, muhtelif renk seçenekleri de sunmaktadır. Kilitli parke modellerinde, min 6 cm, max 36 cm olmak üzere farklı yükseklikte parke taşlarını üretebilen makine seçeneklerimiz mevcuttur.

 

KİLİTLİ PARKE TAŞI MAKİNESİ

Dış mekanların en çok kullanılan parke taşı olan Kilitli Parke Taşı, döşeme taşı olarak da kullanım alanı geniştir. Bir çok toplu konut alanlarında rahatlıkla kullanılan ve her türlü mimariye uyum gösteren Kilitli Parke Taşı, sağlamlığının yanı sıra dekoratif görünümüyle de ihtiyacınızı en iyi ve en ucuz şekilde karşılamaktadır. Özellikle şehir içi yol ve tretuar kaplamalarında, sanayi alan ve yollarında, araç park alanlarında, ticari merkezlerde, fabrika çevreleri ve benzeri yoğun çalışmalara maruz kalan bölgelerde yıllarca bozulmadan kullanabileceğiniz Kilitli Parke Taşı, muhtelif renk seçenekleri de sunmaktadır. Kilitli parke modellerinde, min 6 cm, max 36 cm olmak üzere farklı yükseklikte parke taşlarını üretebilen makine seçeneklerimiz mevcuttur.

 

TEPKİ YERLİ MAKİNECİLERDEN

Leasing sektöründe Bakanlar Kurulu’nun belirleyeceği bazı ürün gruplarıyla sınırlı olmak üzere KDV’nin yüzde 18’den yüzde 1’e indirilmesine yönelik çalışmada son aşamaya gelindi. Düzenleme yetiştirilebilirse 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren ara malları ve otomobil gibi ürünlerin dışında, Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP) belirlenecek ürünlerin leasinginde KDV yüzde 1 olarak uygulanacak.

Başka bir ifade ile halen ilgili malın satışında uygulanan KDV’ye tabi olan leasing işlemlerinde yeni dönemde KDV yüzde 1 olarak uygulanacak. Yeni yatırımlarda maliyeti düşürme amacıyla hazırlanan KDV indirimine yönelik düzenlemeye yerli üreticilerden tepki geldi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz yanı sıra Gümrük Müsteşarlığı ve Hazine Müsteşarlığı konu üzerinde çalışmalar yapıyor. Çalışmalar yetiştirilebilirse 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren üretimde kullanılan Bakanlar Kurulu Kararıyla belirlenecek malların leasing yoluyla alınması halinde o mal grubunun tabi olduğu KDV oranı yerine artık yüzde 1 KDV uygulanacak.

KDV 2008 yılında yüzde 18’e yükseltilmişti

Ekonomi yönetimi 2008 yılı başına kadar yüzde 1 KDV’ye tabi olan leasing sektöründe, çeşitli suiistimalleri gerekçe göstererek KDV’yi yüzde 18’e yükseltmişti. Önümüzdeki dönemde ise yeni yatırımları daha cazip hale getirebilmek için KDV’nin indirilmesi planlanıyor. Kaynaklar 2012 yılında büyümenin hız keseceğine yönelik beklentilerin giderek ağırlık kazandığını belirterek, bunun önüne geçmek adına yeni yatırımlardaki artışın şart olduğunu, bunun da maliyetin azalmasıyla sağlanabileceğini ifade ediyorlar.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Dünya Ticaret Örgütü toplantısına katılmak üzere önceki gün gittiği İsviçre’de leasingde KDV’nin yüzde 1’e indirileceğini söyledi. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise “Arkadaşlarımıza bu konuyu çalışmaları konusunda talimat verdim. ‘Bunu çalışın, konuyu düzeltelim, ben bunu haklı buluyorum’ dedim” demişti.

Özdebir: Finansmanı kolaylaştıracak

Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ve Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanlığını yürüten Nurettin Özdebir, düzenlemenin yatırımlarda finansmanı kolaylaştıracağını söyledi. Maliye Bakanı’nın açıklamalarından KDV indiriminin tüm ürün gruplarına uygulanmayacağını anladıklarını ifade eden Özdebir, “Yatırım finansmanını kolaylaştıracağı için yerli üreticilerin daha çok makine üretip satabilmesine yol açacaktır. Büyük yatırımcılar zaten teşvik belgeli alımlarında KDV ödemiyorlar. Düzenleme daha çok küçük işletmelerin alacakları birkaç makine ile teknoloji seviyesini yükseltmelerine yarayacaktır” dedi.

Dalgakıran: Cari açığı daha çok artırır

Hazırlıkları DÜNYA’ya değerlendiren Makine İhracatçıları Birliği (MİB) Başkanı Adnan Dalgakıran düzenlemenin ithalatçıların işine yarayacağını belirterek, kendi ayakları üzerinde yürümeye çalışan yerli makine üreticilerine zarar vereceğini söyledi. Halen makine sektörünün yıllık 25 milyar dolar ithalat yaptığının altını çizen Dalgakıran, KDV’nin yüzde 1’e indirilmesiyle ithalatın daha cazip hale geleceğini, yerli makine kullanımının azalacağını bildirdi.

Yerli makine üretiminin desteklenmesi için çok daha farklı önlemler alınması gerektiğinin altını çizen Adnan Dalgakıran, “Cari açık önümüzde ciddi bir problem, bunun azaltılması için ciddi önlemlere ihtiyaç var. Teşvik kapsamında yapılan yatırımlarda alınan makineler zaten KDV’den muaf. Teşviklerden faydalanmayı kolaylaştırırsak, yerli üretimi de dolaylı olarak desteklemiş oluruz” şeklinde konuştu.

Dalgakıran, ağırlıklı olarak büyük tonajlı endüstriyel makinelerde leasing yönteminin kullanıldığını ve bu alanda yerli üreticilerin henüz zayıf olduğunu ifade ederek bu tür ürünlerde ithalatın ciddi artacağı uyarısında bulundu. Adnan Dalgakıran, “Leasingde KDV’yi yüzde 1’e indirmek yerli makine sektörüne bir şey kazandırmaz, aksine durum ithalat yapanların işine gelecektir” diye konuştu.

 

 

SELİN EVLERİ PROJESİ

 Şenka İnşaat’ın Beylikdüzü’nün merkezinde inşa ettiği oturuma hazır Selin Evleri projesinde son dairelere özel bir kampanya başlatıldı. Düzenlenen kampanya kapsamında daire bedelinin yüzde 50 peşin, kalan yüzde 50’lik bölüm 120 ay yüzde 0.32 vade oranı ile satışa sunuluyor. Ayrıca yine yüzde 50’sini peşin verene 60 aya vade farksız daireler teslim ediliyor. Düzenlenen kampanyayla birlikte sunulan diğer ödeme şekli de yüzde 25 peşinat ödendikten sonra kalan 75’lik kısmı uygun oranlarda konut kredisi kullandırılarak ödenebiliniyor.

 Yüzde 80’i teslim edildi

Her biri 6 katlı 17 bloktan oluşan Selin Evleri yatay ekseniyle dikkat çekiyor. E-5’e yürüme mesafesindeki projede ev sahiplerinin yüzde 80’i evlerini teslim aldı.

 2+1 dairede aidatlar 145 TL’den başlıyor

 Aile kavramına değer veren projede unutulmaya yüz tutmuş “komşuluk” kavramına da önem veriliyor. Benzer projelere kıyasla aidatların düşük tutulduğu Selin Evleri projesinde 115 metrekare 2+1 dairenin aidatı 145 TL olurken 150 metrekare 3+1 dairenin aidatı ise 190 TL.

GAYRİMENKULÜN DEĞERİNİ NASIL HESAPLARSINIZ

Geçen hafta gayrimenkul yatırımlarının değerlemesiyle ilgili temel prensipleri gözden geçirmiştik. Bugün yatırımcıyı çok daha yakından ilgilendiren pratik yönlerine bakacağız. 

Gayrimenkul da nakit üretici bir varlık olduğuna göre diğer projelerle aynı prensiplerle değerlenebilir mi? Evet. Ancak nakitlerin bugüne indirgenme hesaplarını kafadan yapılabilecek kadar kolay değil. O yüzden gayrimenkul piyasasında daha pratik bir gösterge kullanılıyor: Nakit getirisi (cash yield). Bu gösterge gayrimenkulün yıllık (net) kira getirisinin satın alma fiyatını kaç yılda ödeyeceğine dayanıyor. 

 Örneğin gayrimenkulün yıllık kira getirisi 6.000 TL, satış fiyatı 120.000 TL ise kendisini 20 yılda ödüyor. Nakit getirisine de “yüzde 5” diyoruz; yani yıllık kiradan elde edilen geliri gayrimenkulun  fiyatına bölüyoruz.

 Ülkemizde işyerleri ortalama olarak 15, konutlar ise 17-20 yıllık kira getirilerine denk fiyatlardan el değiştiriyor diyebiliriz. Bu rakamlar Avrupa’nın altında. Bu yüzden uluslararası karşılaştırmalarda Türkiye gayrimenkul yatırımı yapmak için iyi bir ülke olarak görülüyor. Tabi bu geri ödeme süreleri ilden ile, semtten semte değişebiliyor. Bu farklılıkları nasıl yorumlayacağız ve gayrimenkul alma/satma kararını nasıl vereceğiz?  

 Dikkat edin bahsettiğim şey fiyat farklılıkları değil geri ödeme süresi farklılıkları. Farklılıkların çeşitli sebepleri var. Bunların bazıları “gerçek sebepler”; geri ödeme süresi düşük olan ve düşük kalacak olan semti yakalarsanız hemen yatırım yapın. Diğerleri ise o semtin emlak piyasasının “şiştiğini” gösteriyor size. Bunlardan uzak durun.

 Gayrimenkulün fiyatını emlak piyasası, kira seviyesini ise ekonomik durum belirler. Eğer ekonomi zayıfsa veya gayrimenkul arzı gereğinden fazlaysa kiralar düşmüştür. Bu iki değer arasındaki bağlantı yukarda verilen iki çarpandır (ülkesine ve bölgesine göre değişebilen 15 ve 17-20 yıl). Eğer gayrimenkul arzı artarken ekonominin de yavaşlamasını bekliyorsanız ve buna rağmen piyasadaki çarpanlar değişmiyorsa (yani fiyatlar düşmüyorsa) emlak piyasasına yatırım yapmayı pek düşünmeyin. Bir süre sonra daha düşük kiralar ve çarpanlarla karşılaşacaksınız, yani daha düşük fiyatlarla yatırım yapabileceksiniz demektir. 

 Konut piyasasını etkileyen en önemli faktörlerden birisinin o kentin nüfus artışı olduğunu biliyoruz. Ancak, nüfüsun gelir yapısı ve konut arzının bu yapıya uygun olup olmadığına da dikkat gerekiyor. Ortalama gelir artmıyorken lüks konut fiyatı artıyorsa banka kredilerine ve “fazla açılan” yatırımcıya güveniyorsunuz demektir. Dikkat edin. 

Haftaya başka bir konuya döneceğiz: piyasa fiyatlarıyla geri dönüş süreleri arasında farklar oluştuğunda ne yapmalıyız. Ayrıca, finansal yatırımlarla gayrimenkul yatırımlarının getirilerini nasıl karşılaştıracağız konusuna da bakacağız.  

Makina Sanayi Stratejisi

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından tüm ilgili kesimlerin katkılarıyla oluşturulan “Makina Sanayi Strateji Belgesi”, yarın Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün başkanlığında İstanbul’da yapılacak toplantıda nihai şeklini alacak.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin Sanayi Stratejisi çerçevesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından tüm ilgili kesimlerin katkılarıyla oluşturulan “Makina Sanayi Strateji Belgesi”, yarın saat 10.00’da Çırağan Palace Kempinski Otel’de kamunun ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek toplantıda nihai şeklini alacak.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün başkanlığında yapılacak toplantıda sektörün tüm temsilcileri bir araya gelecek. Toplantıda, sektörün dünyada ve Türkiye’deki durumu ele alınacak, sektör için stratejik yol haritası ortaya konulacak.

Toplantının açılışında Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün’ün yanı sıra, Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, Alarko Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton ve Orta Anadolu Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran da birer konuşma yapacak. Toplantının öğleden sonraki bölümünde ise altı ana başlık altında sektör strateji belgesi tartışılarak, Ekonomi Koordinasyon Kuruluna sunulacak hale getirilecek.

Hedef; Avrasya’nın üssü olmak

Açıklamaya göre, Türkiye Makina Sanayi stratejisinin uzun dönemli vizyonu, “Orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya’nın üretim, mal ve hizmet üssü olmak” olarak belirlendi.

Bu vizyonu yakalayabilmek için “Makina Sanayinin Geliştirilmesi ve Yüksek Teknolojili Ürünlerin İmal Edilmesinin Sağlanması” genel amacı doğrultusunda “Makina Sektörünün Gelişimine Yönelik Her Türlü Tedbirlerin Alınması” şeklinde stratejik hedef tespit edildi. Bu hedefe ulaşmak için ise 2010 – 2013 yılları arasında atılacak adımlar 45 ayrı eylem olarak tespit edildi.

Yarınki Türkiye Makine Sanayi Buluşmasında tüm bu eylemler tek tek ele alınıp tartışılarak nihai hale getirilecek.

Açıklamada, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın, hazırladığı Türkiye Sanayi Strateji Belgesinin yanı sıra Tekstil, Demir-Çelik, Makina, Otomotiv, Seramik, Kimya, Elektrik-Elektronik Sanayi strateji belgeleriyle özel sektörün kamudaki kapısı olduğu kaydedildi.

BLECHEXPO METAL İŞLEME MAKİNELERİ FUARI

Dünyanın önde gelen makina imalatçı kuruluşlarından Baykal Makine, sektöründe ivmesini her geçen gün artırarak yoluna devam ediyor. En son teknoloji ürünleriyle Stuttgart Blechexpo Fuarı’nda boy gösteren Baykal Makine yeni nesil fiber lazer kesim makinası BLS-F NEO, düşük enerji tüketimi ile öne çıkan abkant pres APHS ve son teknoloji donanım özelliğine sahip boru kesim plazma BPL-H makinelerini sergiledi.

WEINBRENNER ALMAN ÜRETİCİLERİNİN SAYGISINI KAZANDI

2007 yılında sektörde yüksek teknolojiye sahip Alman Weinbrenner GmbH’inin satın alan Baykal Makine, bu sayede know-how alt yapılarını daha da güçlendirerek sektöre öncülük etmeye devam ediyor. Fuar süresince Baykal Makine standında iki farklı abkant presi sergilenen Weinbrenner, diğer Alman üreticilerinin de takdirini kazandı. İleri teknoloji donanım özellikleri ve çevre dostu yönü ile öne çıkan Weinbrenner makinaları fuar ziyaretçilerinden tam not aldı.

“ALMANYA’DA EV SAHİBİYİZ”

Baykal Makine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Semih Erbek, fuarda yoğun bir müşteri diyaloğu geçirdiklerini ve özellikle yeni nesil fiber lazer kesim makinasının müşteriler tarafından oldukça talep gördüğünü ifade ederek; “Blechexpo Fuarı hem katılımcılar, hem de müşteriler için oldukça avantajlı geçti. Stuttgart, sac işleme makinaları sektörünün Almanya’daki kalbi sayılmaktadır. 2007 yılında Alman üretici Weinbrenner GmbH bünyemize kattık. Stuttgart’ta bulunan fabrikamızda yüksek teknolojili makinalar üretiyor ve Avrupa’nın sayılı üreticileri arasında yer alıyoruz. Bu sebepten Blechexpo Fuarı’na ev sahipliği yapıyoruz. 3 binden fazla makinamızın bulunduğu Almanya pazarına büyük önem veriyoruz” diye konuştu.

VOLVO İŞ MAKİNALARI

Volvo İş Makinaları, Auto Sueco Coimbra Grup ile imzaladığı anlaşma ile Türkiye’deki Volvo iş makinalarının dağıtım, satış ve satış sonrası hizmetleri sorumluluğunu ASC Grup’a vermiş ve böylece Türkiye’deki varlığını güçlendirmiş bulunmaktadır. 

ASC Grup, Volvo’nun en büyük ve en başarılı iş ortağı olup, Türkiye’de de iş makinalarının satış ve satış sonrası tüm sorumluluğunu alarak, diğer pazarlarda yarattığı güçlü imajını, sağlayacağı hizmetler ile Türkiye’de de gösterecektir.ASC Grup, halihazırda Amerika, İspanya, Portekiz başta olmak üzere bazı Afrika ülkelerinde de Volvo ürünlerinin temsilciliğini yapmaktadır. 

Bugün, Volvo Otomotiv Türk Ltd Şti., iş makinaları, kamyon, deniz ve jeneratör motorları olmak üzere farklı bölümlerden oluşmaktadır. Bu yeni yapılanmayla birlikte Volvo Otomotiv Türk şirketi, ASC Türk olarak aynen devam edecek olup, diğer adı geçen iş birimleri yeni bir Volvo şirketi altında toplanacaktır. 

ASC Grup başkanı Ricardo Mieiro yaptığı açıklamada, “Global krizin dünyada  her tarafı olumsuz  etkilediğini görüyoruz ancak Türkiye pazarı, kayda değer   iyileşme gösteren nadir pazarlardan biri durumundadır ve pazar şartlarının iyileşmeye devam etmesini bekliyoruz ” dedi.

Volvo İş Makinaları başkanı Lars Haglund da yaptığı açıklamada “Bu anlaşma ile Türkiye’de sağlayacağımız yeni gelişmeler adına büyük heyecan duyuyoruz. Türkiye, Volvo İş Makinaları ve ASC Grup için çok önemli bir Pazar durumundadır. Bugüne kadar sağlanan başarılar, bundan sonraki yatırım planları da dikkate alındığında bize heyecan vermektedir ve pazardaki etkinliğimizin daha da artacağının göstergesidir” dedi.

2.AR-GE PROJE PAZARI

Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği, TÜBİTAK ve TİM desteğiyle ‘II. Makine ve Aksamları İmalat Teknolojileri Ar-Ge Proje Pazarı’ etkinliği sanayici, girişimci ve akademisyenleri bir araya getirdi. Ar-Ge çalışmaları yapan sanayi kuruluşları, üniversitelerin öğretim üyeleri, öğrencileri, Ar-Ge merkezleri ve teknopark firmalarının yapmış olduğu 303 projesinin yarıştığı, ‘Ar-Ge Proje Pazarı Etkinliği’nde, “Sanayici, Girişimci, Akademisyen ve Öğrenci” kategorilerinde finale kalan ilk dört proje nakden ödüllendirildi. Ayrıca bu yıl özel tema olarak belirlenen “Makine Enerji Verimliliği” ödülü de sahibini buldu. İstanbul’da gerçekleştirilen ödül törenine, Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran ve TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi de katıldı.  

“KATILIM İKİ KAT ARTTI”

Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği (MAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, yarışmaya bu yıl geçen yıla nazaran iki kat fazla başvuru olduğunu söyledi. Makina sektörünün pek çok sektöre göre daha avantajlı ve sürdürülebilir olduğunu aktaran Dalgakıran, 2012 yılında dünya makina ithalatında yüzde 0,2`lik gerileme olmasına rağmen Türkiye`deki sektörün yüzde 10`luk ihracat artışıyla dünya pazarındaki payında bir artış olduğunun görüldüğünü dile getirdi.

Türkiye’nin ilk 10 ekonomi arasına girmesi için makina ihracatının önemine vurgu yapan Dalgakıran, şöyle devam etti: “Eğer büyük Türkiye`yi konuşacaksak, eğer 10 büyük ekonomi arasına girmiş Türkiye`yi konuşacaksak bunun gerçekleşmesi için büyümesi ve gerçekleşmesi şart olan bir sektörün mensuplarıyız. Eğer biz bunu başaramazsak, Türkiye bu hayalini başaramadı demektir. Bu yolculukta dayanacağımız temel unsur da insan kaynağı. Bu insan kaynağı sadece bilgi temelli değil; aynı zamanda merak, çalışkanlık, disiplin gibi bir takım temel yetkinlikleri de sağlam şekilde almış genç bir nüfusun eğitilmesi üzerine kurgulanması gerekiyor. Bu çerçevede üniversitelerle çok sıkı bir iş birliğini gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”    

“Ar-Ge HAYALLE BAŞLAR” 

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi ise Türkiye`nin ihracatı ve katma değerin artırılması için Ar-Ge çalışmalarına ihtiyaç olduğunu belirtti. Makina sektörünün gelişmesini, Türkiye`nin yatırım yapılabilir algısına çok büyük destek vereceğini aktaran Büyükekşi, o yüzden makina sektörünün gelişimini çok yakından takip ettiklerini dile getirdi.

Türkiye`nin 2023 hedeflerine ulaşması açısından Güney Kore örneğinden bahseden Büyükekşi, söz konusu ülkenin üniversitelerinin bazı konularda uzmanlaştığını belirtti. Büyükekşi, sözlerine şöyle devam etti: “Teknolojiyi sadece bizim bularak değil, yurt dışından satın alarak ve buna devlet desteği verilmesiyle geliştirilebileceğini düşünüyoruz. Bununla ilgili Eximbank şu anda 10 milyon dolara kadar 10 yıllık bir kredi temini için çalışma yaptı. Çalışma bitti ve uygulamaya geçti. Marka ve teknoloji almak isteyenler Eximbank`a başvurarak buradan faydalanabilirler. Ar-Ge hayalle başlar hayal etmezseniz bunların hiçbiri olmaz.” 

Bu yıl ikincisi düzenlenen ödül töreninde konuşmacı olarak Hidromode Hidrolik Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Büyükdede ve Durmazlar Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz da katıldı. Sektör değerlendirmelerinde bulunan konuşmacılar, makina sektöründe hedef yükseltilmesi gerektiğinin altını çizdi.

BİRİNCİYE 10.000 TL ÖDÜL

Toplam 303 proje içinden seçilen ve bağımsız üyelerden oluşan “Ödül Seçici Kurulu” tarafından başarılı bulunan projeler ‘Akademisyen, Sanayici ve Girişimci’ olmak üzere farklı kategoride değerlendirilerek, her kategoride ilk dört Ar-Ge projesi nakden ödüllendirildi. Etkinlik kapsamında dereceye giren projelerden birinciye 10.000 TL, ikinciye 5.000 TL, üçüncüye 3.000 TL ve dördüncüye ise 2.000 TL teşvik ödülü verildi. 

Ar-Ge PROJE PAZARI’NDA ÖDÜL KAZANANLAR 

AKADEMİSYEN KATEGORİSİ

1.Yrd. Doç. Dr. Hilmi Kuşçu ve Hayrettin Toylan`ın “Makine Görmesi ile Gerçek Zamanlı Çalışan Elma Sınıflandırma Makinesi Tasarımı ve Geliştirilmesi” projesi

2.Yrd. Doç. Dr. Ertuğrul Çetinsoy`un “Patlayıcı İmha Robotu” projesi 

3.Prof. Dr. Osman Babaarslan ile Recep Yılmaz`ın “Endüstriyel Kaplama ve Laminasyon Makinesinin Geliştirilmesi ve Bu Alanda Teknolojik Dışa Bağımlılığın Azaltılması” projesi 

Arş. Gör. Lütfi Mutlu`nun “Beyin Dalgası Kontrollü Akıllı Engelli Aracı” projesi ise teşvik ödülü kazandı.

GİRİŞİMCİ KATEGORİSİ

1.Bener Karadeniz`in “Hızlı Kalıp Değiştirme Sistemleri” projesi 

2.Mustafa Güleç`in “Eksantrik Planlı Redüktör” projesi 

3.İsmail Berber`in “3 Ton Taşıma Kapasiteli Elektrikli Yerli Araç” projesi 

Teşvik ödülünü ise Sancar Aligil`in “Tork Elektrikli Araba” projesi aldı.

SANAYİCİ KATEGORİSİ

1.”3 Boyutlu Parçaların Kesimi için Yüksek Performanslı Lazer Kesme Kafası Geliştirilmesi” isimli projesi ile Ercan Mastar 

2.Mimsan Grup “Elektrostatik Filtre” projesi 

3.Sedat Kunduracı “Öğütücü Silindirleri Açılı Konumlandırma Düzeneği ve Eksantrik Borçlu Moment Kolu Yataklama Paketi” projesi 

Recep Değirmenci ise “Sekiz Kamaralı Tek Brülörlü Ramöz Makinesi” projesi iIe teşvik ödüllerinin sahibi oldu.

ÖĞRENCİ KATEGORİSİ

1.Hacer Berber “Engellileri İş Hayatına Katma Amaçlı Hibrit Binilebilir Sokak Temizleme Robotu Prototipi” isimli projesi 

2.Hasan Özbey ve Ozan Aybars`ın “Dış İskelet Sistemi” 

3.Adem Duygu`nun “Urungu” adlı projesi üçüncü oldu. 

MAKİNE SEKTÖRÜNÜN GELECEK VİZYONU

Makina ve Aksamları İhracatçıları Birliği, sektörün gelecek vizyonunu Çorum’da masaya yatırdı. Dünya ve Türkiye ekonomisi ile makine sektöründe mevcut durum ve beklentilerin ele alındığı toplantıya… MAİB Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fikret Tepençelik, Eximbank yetkilileri ve firmaların temsilcileri katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan Makina ve Aksamları İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, devletin yerli makine sanayini desteklemesi için çağrıda bulundu.Türkiye’nin 2023 ihracat hedefi 500 milyar dolar, Gayri Safi Milli Hasıla hedefinin de 2 trilyon dolar olduğunu hatırlatan Dalgakıran, bu hedeflere yönelik Türkiye’nin ekonomik anlamda şuanda bulunduğu konumdan daha üst sınıfa geçmeyi arzu ettiğini, ve kişi başı milli gelirinde 20 bin doların üzerine çıkartmayı hedeflediğini söyledi.

 Türkiye lig atlayabilmesi aynı zamanda 20-25 bin dolar kişi başı gelir hedefine ulaşması için bazı şartların bulunduğuna dikkat çeken Dalgakıran, “Önümüzdeki 10 yılda Türkiye’yi neler bekliyor. Türkiye lig atlayabilecek mi? 20-25 bin dolar kişi başı gelir seviyesine gelebilecek mi? Bunların bazı şartları var. Sizlerinde bildiği gibi orta gelir tuzağa dediğimiz aslında 10 bin dolar kişi bazında seyreden bu gelirle dünyada çok uzun süre bu seviyeyi aşamayan ülkeler var. Çünkü bunun getirdiği bir refah var. Bunun getirdiği refahında insanları tatmin etme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Nedir bu sanayide üretimde çalışmayı arzu eden bir nesil ve gerçekten eğitimli bir nesil oluşturamazsak bu alanda gitmekte çok zorlanacağız” dedi.500 milyar dolarlık ihracat hedefinin 100 milyar dolarını makine sektöründen yapılmasının planlandığını dile getiren Dalgakıran, bu yıl bu rakamın ortalama 4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceğini belirtti.

Sektörün bu hedefe ulaşabilmesi için her yıl yaklaşık yüzde 15 ila 20 arasında ihracatını artırması gerektiğini anlatan Dalgakıran, bu yıl bu rakamın ortalama yüzde 7’ler civarında göründüğünü açıkladı. Dalgakıran, hedefe gidilen yolda istenilen bir büyüme olmasa da Türkiye’nin toplam ihracat büyümesinin yüzde 3-3.5 olduğu düşünüldüğünde Türkiye’nin toplam ihracat büyüme oranının iki katı bir hıza sahip olduklarını, bunun yeterli olmadığını kaydetti.İnsan yetiştirmek zorunda olduklarını dile getiren Dalgakıran, “Yaşadığımız sıkıntılar aynı. Bu insan kaynağını önemli ölçüde kendimiz yetiştirmek zorundayız Bu konuda şirketler tedbirler almak ve bu alana bu alana önem vermek zorundayız. İhracatta karşılaştığımız problemlerden en büyüğü de standardizasyon ve dokümantasyon konularında. Ürünlerde daha üst katma değerlere yönelmemiz gerekiyor. Bunda bizi engelleyen en önemli husus şirketlerin ölçek ekonomisinden uzak olması. Almanya’da 6 bin firma üretim yapıyor Türkiye’de 16 bin firma üretim yapıyor. Almanya’dan daha az üretim yapmamıza rağmen üç katı bir firmaya sahibiz. Girişimci ruhumuz gereğinden fazla hale dönmüş durumda. Hem küçüğüz hem de firma doğurmaya devam ediyoruz. Bu böyle olursa bu tür yapılanmalarla dünyayla rekabet etmemiz çok zor olur. Bir yanda Çin’deki firmalar Çin’in büyüklüğünü kendi organizasyonlarının ana parçası haline getirerek üstelik bir devlet politikasıdır. Teknolojiyi dışardan satın alarak yapıyorsanız o ülkenin sürekli olarak sadece uygun fiyatta iş gücüne dayalı ekonomi geliştirmek zorunda kalır.Katma değeri yükseltecek en önemli sektörlerden biriside makine sektörüdür. Mutlaka kamunun yerli makine sanayini desteklemesi gerekiyor. Arge ve İnovasyon konusunda TÜBİTAK ve Sanayi Bakanlığının önemli destekleri var. Çorum’da kümelenme hareketleri başlamış. Aramızda ne tür sorun olursa olsun kişisel ne tür problemler olursa olsun mutlaka bir organizasyon içerisinde hareket etmemiz gerekiyor. Bu organizasyonu beceremeyen ülkelerin nasıl geride kaldıklarını net şekilde görürüz. İşbirliğini geliştiremezsek bu akıbet kaçınılmaz olur. Bazı şirketler çıtayı aşmış durumda. Onların büyüme hızı ve ihracat gelişmeleri çok hızlı ve kuvvetli. İşbirliklerini Çorum olarak ne kadar gerçekleştirirseniz büyüme için avantaj elde edeceksiniz. Makine sektörü için şuanda en güçlü bölge Marmara ve İstanbul. Buralarda bu iş gücünü temin etmek yeni yatırım alanları oluşturmak imkansız hale geldi. Türkiye nasıl ülkeye yeni yatırımcıları çekmeye çalışıyorsa Anadolu’daki şehirlerimizde büyükşehirlerdeki şirketlerimizi de kendi şehirlerine rahatlıkla çekebileceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.TSO Başkan Yardımcısı Fikret Tepençelik ise, Türkiye’nin 2023 hedefleri gerçekleştirmenin en önemli unsurunu makine sektörünün oluşturduğunu söyledi. Katma değeri ve marka değeri yüksek ürünlere yönelindiği zaman hem ülkenin hem de Çorum’un önemli oranda kazanacağını dile getiren Tepençelik, “Bilindiği gibi Çorum’un ihracatının yüzde 42’lik payı makine sektörüne ait. Bu çıtayı daha da yükseltmeliyiz.İhracat konusunda devlet politikasında ve maliye politikasında yapısal değişiklerin gerçekleştirilmesi gerekiyor.Makine sektörüne ilişkin olarak Çorum’da bir takım adımlar attık. Bu çerçevede Çorum olarak kümelenme projesini başlattık. Sektör temsilcilerini savunma sanayiye yöneltmek adına bu alandaki firmalarla potansiyel işbirliği kurmaları için çaba gösterdik.Sanayinin ve imalat sektörünün çok ciddi problemleri var. Mali politikalar bazen sanayicinin belini büküyor. Hükümetin bu konudaki iyileştirme politikalarını biran önce hayata geçirmesini bekliyoruz” dedi.